RSS

Etiket arşivi: Montjuik Tepesi

Barselona gezisi 1

2009 Yılının Nisan ayında, eşim ve ben, Kappa Tur’un promosyonlu olarak düzenlediği İspanya Barselona turuna katılıp; İstanbul, Sabiha Gökçen Hava alanından kalkan özel havayollarının bir uçağı ile 18.30 da Barselona’ya ulaşıyoruz. Rehberimiz, Kappa Tur ailesinden Orhan’ın eşliğinde, panoramik bir şehir turu yaptıktan sonra, kent dışındaki otelimize yerleşiyoruz. Yarım pansiyon uygulaması nedeniyle, akşam yemeği için,otele yakın bir süpermarketten alış veriş yapıp,karnımızı doyurduktan sonra, duşumuzu alıyor ve sonraki güne zinde başlayabilmek için yatıyoruz.

       9 Nisan 2009 Perşembe sabahı, otelde sıkı bir sabah kahvaltısı yaptıktan sonra, rehberimiz Orhan’ın eşliğinde, bizi bekleyen otobüsümüzdeki yerlerimizi alıyoruz. Kent merkezine ulaşmak için, trafik durumuna göre, 45 dakika ile bir saatlik bir süreye ihtiyaç olduğunu söyleyen rehberimiz; Barselona’nın panoramik bir görüntüsüyle karşılaşabilmek ve fotoğraflar çekebilmek için, gezimize, Barselona’ya hakim olan Munjuic tepesinden başlamanın uygun olacağını söylüyor.Gerçekten de yolculuk bir saatten fazla sürmüş ve kent merkezine giriş saatimiz 10:11 olmuştu.

 Rehberimiz Orhan, kent merkezine gelinceye kadar olan sürede, Barselona ve tarihçesi hakkında bizleri bilgilendiriyor.Verdiği bilgilere göre;
Barselona, İspanyanın doğu sahilinde yer alan Özerk Katalanya bölgesinin başkentidir. Nüfusu 4 milyon civarında olup, İspanya’nın ikinci büyük kentidir. İspanya’nın Paris’i olarak adlandırılan Barselona’da; ana dil Katalanca olup, İspanyolca,ikinci dil olarak kullanılır. Bazı Katalanlar tarafından,İspanyolca, kullanılmaz bile.Katalanlar, Katalanca dili dışındaki dillere de pek yüz vermezler, İngilizce konuşmak istemezler. Rehberiniz olmadığı zamanlarda, anlaşabilmenin en iyi yolu, vücut dilini kullanmaktır

 M.Ö 230 yılında kurulmuş olan Barselona’nın tarihi,İspanya tarihinden eski. Stratejik konumu, limanı vedoğal kaynaklarının zenginliği nedeniyle, sürekli olarak, yabancıların istilasına uğramış. Romalılar geldiğinde; yollarını, sulama kanallarını ve su kemerlerini yapmışlar. Müslüman Araplar ve Yahudiler ise Avrupa rönasansının temelini oluşturan sanatın, bilimin, felsefenin ve sermayenin taşıyıcısı olmuşlar. 1492 yılında, Müslümanların son kalesi olan Granada da alınınca; Kraliçe Elizabet ile İspanya, Avrupa’nın en büyük imparatorluğu haline gelir. Koyu bir Hristiyanlaştırma taraftarı olan Elizabet; Müslüman ve Yahudi’dileri İspanya’dan kovma kararı alır. Can derdine düşen binlerce Barselona’lı, bir gecede Hritiyan olmak zorunda kalırlar.

MONTJUİC  TEPESİ:

MONTJUİK TEPESİNDEN BARSELONA

Nihayet Montjuic tepesine ulaşıyor ve Barselona’yı panoramik olarak görebileceğimiz bir yere, daha
doğrusu kente hakim bir kafeye yerleşiyoruz.Barselona’yı şöyle bir yukarıdan görmek isteyenlerin Montjuic Tepesine çıkmaları gerekiyor. Katalanca da, Montjuic “Yahudi Tepesi” anlamına geliyor. Bu tepeye araçla çıkabileceği gibi teleferik ile de çıkılabiliyormuş. Buradan  tüm Barselona’yı görmek mümkün.Montjuic, Barselona’nın güneybatısında yer alan çok yüksek bir tepe.Yüksekliği 213 metre olup, Olimpik stadyum ve ulusal sanat müzesi de buradadır.

MONTJUİK TEPESİNDEN PORT VELL

Bulunduğumuz noktadan Colon Meydanına bakıyoruz.Meydanın ortasında Colon heykeli ve ileride sağda liman yer alıyor. Amerika kıtasına, 1492’den başlayarak on yıl içinde dört inanılmaz yolculuk yapan Kolomb, yeni toprakları Hıristiyanlaştırma arzusuyla yanıp tutuşan Kastilya Kraliçesi İsabel ile yaptığı anlaşma gereği, gezi boyunca keşfettiği ada ve toprakların genel valisi ve yöneticisi unvanlarını taşıyacaktır. Ayrıca, bulunan altın, inci, baharat ve değerli ürünlerin onda birini alacaktır.
 Arkamda Colon heykeli, liman ve teleferik kulesi yer alacak şekilde pozisyonumu aldıktan sonra, eşim fotoğrafımı çekiyor. Böylelikle,bu bölgede de ölümsüzleşmiş oluyorum. Barcelona Limanı, denizci kaşif Kristof Colomb’un görkemli heykeli karşıladığı turistlerin şehri kucaklaması için elinden geleni yapan anlamlı kılan en şehrin güzelyapılarından biri.Barcelona Limanı sadece liman olmakla yetinmiyor. Orası İspanyollar için aynı zamanda kültür vesanat merkezi. Zaman zaman liman içinde yapılan su gösterileri ile, zaman zaman bir resim sergisi ile karşılıyor turistleri.
    Tarihî liman binasından ünlü alışveriş merkezi Maremagnum’a uzanan tahta iskele, yat limanına ve Dünya Ticaret Merkezi’ne karşı deniz manzaralı fotoğraf çekmek isteyen turistlerin akınına uğrar. Maremagnum’un hemen bitişiğinde bulunan L’Aquarium, denizde yaşayan her türlü hayvan ve bitkinin sergilendiği devasa akvaryumların bulunduğu bir merkez. Avrupa’nın en büyük akvaryumu kabul edilen L’Aquarium’u görmek özellikle çocuklar için oldukça maceralı bir gezi
 Serbest günümüzde, liman bölgesini gezerken,.eşim, böyle bir akvaryumu daha önce görmüş olduğunu söyledi. Zaman, altın değerinde olduğundan, akvaryumu görmeden geçip, başka bölgeleri tanımaya çalıştık.Özellikle, yeni liman Port Vell çevresini ve alış veriş merkezi Maremagnum’u görmemiz gerektiği söylendi rehberimiz tarafından.
  Bir kez daha Colon Meydanına baktığımızda, Barselona’nın sembolü olan ve 1888’e tarihlenen Kristof Kolomb heykelinin tekrar fotoğrafını çekiyoruz. Yaklaşık altmış metre yüksekliğinde olduğundan, Colon heykelini yakından fotoğraflama olanağı yok. Colon Meydanı ve heykelini en iyi fotoğraflama yeri Munjuic tepesidir demişti zaten rehberimiz Orhan. Sütunun içindeki bir asansörle heykelin tepesine çıkılabiliyormuş. Yine, zaman darlığından, çıkma fırsatımız olmadı. Barselona’nın,panoramik sayılabilecek fotoğraflarını çektikten sonra, 15 dakikalık bir zaman diliminde, tepeyi gezerek tanımaya çalıştık ve tekrar otobüsümüzdeki yerlerimizi alarak, kentin şahaserlerinden bir başkasını, Park Quel’i görmek üzere harekete geçtik.
 Tepeden inerken, otobüsümüzün penceresinden, olimpiyat stadyumunun fotoğraflarını çekiyorum. Rehberimizin anlattıklarına göre;
 1992 Barselona Olimpiyatları şehre yeni bir nefes ve büyük değişiklikler getirmiş. Bu değişikliklerin en önemlileri de Montjuic Bölgesinde gerçekleşmiş. Eski stadyumun kapasite arttırımı tepeden yeni tribünler ekleyerek değil, çevrenin doğal dokusunu bozmadan stadyumun zemini kazılıp derinleştirilerek sağlanmış. Ayrıca etrafa yeni spor kompleksleri inşa edilmiş. Olimpiyatlardan önceki Barselona, Kente ruhunu veren ve damgasını basan ünlü mimar Gaudi’ye rağmen, günümüzdeki kadar popüler değilmiş. Olimpiyat köyü kurulurken, Barselona kendisini yeni baştan yaratmış ve günümüzdeki popüleritesine kavuşmuş.1992 olimpiyatlarından önce Maremagnum’un çevresi ve sahiller; kıyı boyunca uzanan bakımsız tarlalar, kırık dökük yollarla köhne binalardan oluşan sanayi bölgesiymiş. Çöpten ve pislikten geçilmeyen, gezmekten korkulan kasvetli bir bölge durumundaymış. 1992 Barselona olimpiyatlarının alt yapı çalışmalarında kent, inanılmayacak bir biçimde değişime uğramış ve yenilenmiş.Bu değişimden sahiler de payını almış. Güneşi ve denizi arayan Barselona’lılar, ortak bir platformda buluşarak, denize açık, denize ulaşan, denizle kucaklaşan bir Barselona yaratma bilincini geliştirmişler.Barselona’lı sanayici ve işadamlarının da desteğiyle, Barselona Belediyesi, bağımsız bir Kentsel Yönetim Şirketi oluşturmuş.   Bağımsız Kentsel Yönetim Şirketi, bölgenin kaderini değiştirecek proje ve tasarımlar üretilmesini sağlamış.Bu yeni yapılanma sayesinde, yılda 16 milyon turistin ziyaret ettiği bir kent haline gelmiş Barselona. darısı İstanbul’umuzun başına…
 

Etiketler: ,

 
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 269 takipçiye katılın