RSS

Tag Archives: gorgonlar

Yerebatan Sarnıcı İstanbul

 Yerebatan Sarnıcı

Yerebatan Sarnıcı (2)Dan Brown’un son romanı ‘Cehennem’de adı geçen mekanlardan biri olan “Yerebatan Sarnıcı” ziyaretçi akınına uğramaya devam ediyor. Dünyanın dört bir yanından gelen turistler, soluğu Ayasofya’nın yanındaki Yerebatan Sarnıcı’nda alıyor. Daha önce üç kez ziyaret ettiğim Yerebatan Sarnıcını bir kez daha ziyaret etmek istedim.

Yerebatan Sarnıcı (3)Ancak, yüzlerce metre uzayan kuyruklarda bir saatten fazla beklemek zorunda kaldım. İçeri girdiğimizde, Yarımada’nın ortasındaki en romantik tarihi mekan, herkesi dış dünyadan kopardı, ürperti ve merak içerisinde ziyaretçileri içine çekti. İtalyan yazarı Edmondo de Amicis’in imparatorluk başkentindeki gezisinden izlenimler ve gözlemler toplamını içeren kitabı ”İstanbul 1874” ten bir alıntı ile yazımızı sürdürelim.

“Bir Müslüman evinin avlusuna giriyor, karanlık ve rutubetli bir merdivenin son basamağına kadar iniyor ve kendimi İstanbul halkına göre nasıl bittiği bilinmeyen Bizans’ın büyük Basilika Sarnıcı’nın kubbeleri altında buluyorum.
Karanlığın verdiği dehşeti daha da arttıran çivit renkli bir ışıkla yer yer aydınlanmış, yeşilimsi sular, kara kubbelerin altında kayboluyor, üzerinden sular sızan duvarları parlıyor ve her tarafta, budanmış bir ormandaki ağaç gövdeleri gibi gözün önüne dikilen bitmez tükenmez sütun sıralarını belli belirsiz ortaya çıkarıyor.”

Yerebatan Sarnıcı (4)Tarihî Yarımada’nın ortasında bulunan Yerebatan Sarnıcı, M.S 542 yılında Bizans İmparatoru I. Justinianus tarafından Büyük Saray’ın su ihtiyacını karşılamak üzere yaptırılmıştır. Suyun içinden yükselen mermer sütunların arasındaki ihtişamından dolayı halk tarafından Yerebatan Sarayı olarak da anılmaktadır. Yabancı kaynaklarda geçen Basilika isminin ise sarnıcın yakınında bulunan Ilius Basilikası’ndan geldiği rivayet edilir.

Yerebatan Sarnıcı (5)İstanbul, dünya tarihinin en önemli tarihi ve turistik merkezlerinden biridir. Hal böyle olunca şehrin tarihi yapıları kadar bu yapılarla ilgili mitolojik efsaneler de kuşaklar boyunca aktarılarak bu günlere kadar gelmiş. Bazı kaynaklara göre kentin, bazılarına göre ise Büyük Sarayın su ihtiyacını karşılamak üzere planlanan Yerebatan Sarnıcı,  Uzunluğu 140 metre, genişliği de 70 metre olup, sarnıcın toplam alanı 9 800 m2 dir.

Yerebatan Sarnıcı (7)Sarnıçta 12 sıra halinde ve her sırada 28 sütun olmak üzere 336 mermer sütun bulunmaktadır. Birbirinden 4,90 metre aralıklarla yerleştirilmiş olan sütunların her birinin yüksekliği 9 metredir. Sütun başlıkları çoğunlukla korint ya da iyon karışımıdır. Sayısı az olmakla birlikte, işlenmemiş dorik üslupta sütunlar da bulunmaktadır. Duvarlarının kalınlığı 4 metre olup, pişmiş tuğla ile örülmüştür.

Yerebatan Sarnıcı (16)Tuğlaların üzeri de su geçirmez özelliği olan ve horasan adıyla bilinen bir harçla sıvanmıştır.  Sarnıcı’nın suyu, İmparator Justinianus tarafından, kentin 19 km uzağında bulunan Belgrat Ormanlarından getirtilmiştir. Yerebatan Sarnıcı 1985 yılında, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından restore edilerek, 1987 yılında da müze olarak ziyarete açılmıştır.İstanbul’un en romantik tarihi mekânlarından biri olan Yerebatan Sarnıcı, kendi özellikleri kadar, içindeki iki Medusa başı ile de sırrını korumaya devam ediyor.

Medusa  başı


Yerebatan Sarnıcı (20)Sarnıcın kuzeybatı köşesindeki iki sütunun altında kaide olarak kullanılan iki Medusa başı, Roma Çağı heykeltıraşlık sanatının şaheser örneklerindendir. Yaklaşık 1 470 yıllık tarihi ile birçok mitolojik efsaneyi de barındıran Yerebatan Sarnıcı’ndaki Medusa başlarının sarnıca nasıl ve ne amaçla getirildiği konusu da hala sırrını korumaktadır. Genç Roma Çağı’na ait antik bir yapıdan sökülerek getirildiği sanılmaktadır.

Yerebatan Sarnıcı (21)Bu romantik ortamın sırrının yıllardır çözülememiş olması Yerebatan Sarnıcı’na olan ilgi ve merakı artırıyor. 2012 yılında tam 2 milyon kişi tarafından gezilen sarnıçta iki ayrı Medusa başı bulunuyor. Kim tarafından, ne zaman ve hangi amaçla sarnıca konuldukları yolunda net bilgi bulunmayan başlar hakkında farklı rivayetler var. Roma Çağı heykel sanatı eserleri olan başlar ile ilgili bir rivayete göre, Yunan Mitolojisinde yeraltı dünyasının dişi canavarı olan üç Gorgo’dan biridir. 

Yerebatan Sarnıcı (22)Gorgonlar  Yunan mitolojisinde, başlarında saç yerine keskin dişli canlı yılanlar olan dişi canavarlardır. Medusa, Eurvale ve Stheno olmak üzere üç kız kardeştiler. Bu üç kız kardeşten yalnızca Yılan Başlı Medusa ölümlüdür. Ve kendisine bakanları taşa çevirme gücüne sahiptir. O dönemde büyük yapıları ve özel yerleri kötülüklerden korumak amacıyla Gorgoların resim ve heykellerinin yerleştirildiği, Medusa’nın da bu düşünceyle buraya konulduğu sanılıyor. 

Yerebatan Sarnıcı (25)Kâinatın, Tanrılar tarafından bölüşüldüğü çağlarda, Medusa adında güzelliğiyle herkesi kıskandıran, aynı zamanda bütün tanrıları kendisine aşık eden bir kız yaşarmış. Medusa o kadar güzel bir kızmış ki yeryüzünde güzelliğiyle ona rakip olabilecek başka bir kadın bulmak mümkün değilmiş. Bu yüzden derlermiş ki; yeryüzünde bütün kadınlar bu güzelliği yüzünden Medusa’yı kıskanırmış. İşte bu güzel Medusa kendisine Tanrılara adamış ve iki kız kardeşi ile birlikte baş Tanrı Zeus’un en sevdiği kızı zekâ Tanrıçası Athena’ya ait bir tapınakta yaşarmış.   Athena’nın kocası Poseidon da ölümlü olan Medusa’ya aşık olmuş, ama tanrılar katında küçümsenmekten korktuğu için gizlemiş aşkını.

Ancak, bu durumu öğreneYerebatan Sarnıcı (28)n Athena, kıskançlıktan çılgına dönmüş. Karısından saklamasına ve inkar etmesine rağmen Poseidon Medusa’ya olan tutkusundan vazgeçememiş. Zorla da olsa Medusa’ya sahip olmuş. Dünyalar güzeli Medusa harap bir halde tapınakta kalmaya devam ediyormuş ama bu olayı Athena’nın duyması da fazla zaman almamış. Athena, güçlü Poseidon’un bu yaptığı karşısında kendisini aşağılanmış hissetmiş.

Yerebatan Sarnıcı (29)Bu hissi önce derin bir kıskançlığa, sonra da büyük bir sinire dönüşmüş. Öyle hiddetlenmiş, öyle hiddetlenmiş ki Medusa’yı çok acı bir şekilde cezalandırmaya karar vermiş ve kendi kendine demiş ki “Öyle birden öldürmeyeceğim onu ve kardeşlerini, onlara da önce büyük acılar çektirmeliyim. Tıpkı benim çektiğim gibi.”Ve bu sinirle Medusa ve kız kardeşlerini birer ifrite çevirivermiş.

Yerebatan Sarnıcı (35)Dünyalar güzeli Medusa ve kız kardeşlerinin artık yüzleri o kadar çirkinmiş ki kimse bakmaya tahammül bile edemiyormuş.  Medusa’nın gören herkesi bir mecnuna çeviren, en ufak bir yelde bile bütün telleri havalanan o güzelim saçlarının her bir teli bir yılana dönüşmüş. Bununla da yatışmayan Athena’nın siniri Medusa’ya yine de bakmaya çalışan herkesi o bakışların taşa çevirmesini sağlamış. 

Yerebatan Sarnıcı (32)Gel zaman git zaman Athena bu cezayla da yetinmemiş ve Medusa’yı öldürmek için Argos Kralı Akrisios’un kızı Danae’nin, Zeus’tan olma oğlu Perseus’la yani üvey kardeşiyle işbirliği yaparak Medusa’nın kafasını kesmeye karar vermiş. Perseus üvey kız kardeşinin bu isteğini hemen yerine getirerek ışıltılar saçıp insanların gözlerini kamaştıran keskin kılıcını savurduğu gibi zavallı Medusa’nın yılan saçlı kafasını bedeninden ayırıvermiş. Rivayetler çeşitli olsa da, turistlerin bakmadan geçemedikleri mekânların başında gelen Yerebatan sarnıcı, uzun bir süre daha bu gizemini koruyacak gibi görünüyor.
Kaynaklar:
1)    Yerebatan Sarnıcı bilgilendirme panoları
2)    http://www.ibb.gov.tr/sites/ks/tr-TR/1-Gezi-Ulasim/muzeler/Pages/yerebatan-sarn%C4%B1c%C4%B1.aspx
 
 

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,

 
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 268 takipçiye katılın