RSS

Antik Liman Kenti Teos

Teos Antik Kenti

Teos Antik KentiGünümüzde, Yunanistan’ın İyonya Denizi’ne bakan bölgeden, Dor istilasından kaçarak gelen İyon kavimleri Anadolu’nun batısına, Ege kıyılarına yerleşmişlerdi. Milattan önce 1200 yılında, Iones’ın önderliğinde,  yüksek bir uygarlık kurmuşlardı. Kıyı şehirleriyle Ege Denizi’ndeki adaların bir kısmı İyonlara aitti. Batı Anadolu’da, kabaca Gediz Nehrinden Küçük Menderes Nehirlerine kadar ki kıyı bölgesine İyonya adını vermişlerdi.

Teos Antik Kenti İyonlar 12 şehir devleti kurmuşlar ve oluşturdukları medeniyete de İyon Medeniyeti demişlerdi. İyon Medeniyeti içinde yer alan bu şehirler kısa bir süre içinde gelişmiş, batının birer uygarlık merkezi hâline gelmişti. Bu şehirler Efes, Selçuk, Kolofan, Milet, Myus, Priene, Erthrai, Klazomenia, Phokaia/Foça, Teos /Seferihisar,  Smyrna/İzmir ile Khios/Sakız şehirleridir.

Teos Antik KentiMilattan önce 600 yıllarında Thales, 12 İon kentinin merkezi olarak Teos’un seçilmesini önermiştir. Ancak Thales’in önerisi kabul görmemiştir. Bu şehirler içinde Efes ve Milet, devrin bir kültür ve uygarlık merkezi olmuştur. Ticaret yollarının bitiş noktasında bulunmaları, tarım ve deniz ticareti sayesinde zenginleş­meleri sonucunda kültürel ve bilim yönüyle Anadolu medeniyetlerinin en gelişmişini oluştur­muşlardır.

Teos Antik KentiYerleşme amacıyla özellikle Marmara ve Karadeniz kıyılarından pek çok koloni kurmuşlardır. Şehir devletleri halinde yaşamaları, bilim insanlarının yetişmesine uygun özgür düşünce or­tamına zemin hazırlamıştır. Bazı ünlü İyonyalılar; tıpta Hipokrat, tarihte Heredot, felsefe’de Diyojen, matematikte Pisagor, Thales gibi bilim insanları yetişmiştir.

Teos Antik KentiEfes kalıntılarında görüldüğü gibi, mimaride İyon stilini geliştirmişlerdir. İnsan figürleri biçiminde tasarımladıkları çok tanrılı din anlayışları vardır. Özellikle Efes kentinde bir ana tanrıça figürü olan  Artemis önemli tanrıçalardır. Perslwr tarafından İyon Medeniyeti’ne son verilmiştir. Perslere teslim olan Miletos hariç diğer birçok İyon kenti yağmalanmıştır.

Teos Antik KentiBu nedenle, Efes kalıntılarının büyük bir bölümü günümüze sağlam ulaşabilmiştir. Ionia Medeniyetleri döneminden, Çeşme Yarımadası’nda üç önemli Antik Kent günümüze kadar varlığını korumuştur. Ildırı’daki Erythrai Antik Kenti, Urla’daki Klazomenai Antik Kenti ve Seferihisar’daki Teos Antik Kenti’dir. Seferihisar topraklarında en eski yerleşim yeri Antik liman kenti Teos’un bulunduğu bölgedir.

Teos Antik Kentiİlk yerleşim M.Ö. 2 000 yıllarında Akalardan kaçan Giritliler tarafından kurulduğu düşünülmektedir. Teos antik kenti ise M.Ö. 1 000 yıllarında İyonya kolonisi olarak kurulmuş. Bu demektir ki bulunduğumuz yöre 4000 yıldan bu yana yerleşim yeri olarak kullanılmaktadır. Antik liman kenti olan Teos; önce Pers yönetiminde kalmış, sonra Lidyalıların yönetimine girdiyse de bağımsızlığını İyonya birliğine girdiğinde kazanmıştır.

Teos Antik KentiAntik Iyonya Bölgesi’nin 12 kentinden biri olan Teos Antik Kenti’nde ilk kazı  çalışmaları, 19. yüzyılda İngiliz  Dilettanti Cemiyeti, 20. yüzyılın ilk çeyreğinde  Fransızlar ve daha sonra 1964 – 1967 yılları arasında Ankara Üniversitesi Klasik Arkeoloji Anabilim Dalı öğretim üyeleri Prof. Yusuf Boysal ile Prof. Baki Öğün tarafından sürdürülmüştür. Mimar Duran Mustafa Uz, 1980- 1992 yılları arasında Dionysos Tapınağı ile Arkaik Tapınak’ta kazı çalışmalarına devam etmiştir.

Teos Antik KentiYeni Dönem Teos Antik Kenti kazı, belgeleme ve restorasyon çalışmaları, 26 Temmuz 2010’da uzun bir aradan sonra yeniden başlamıştır.  Helenistik ve Roma mimari yapılanmasında birinci öncelik tapınaklar, ikinci öncelik de tiyatrolar olarak karşımıza çıkmaktadır. Teos Antik Liman kentinde de durum değişmemiştir. Birinci önceliği Dionysos tapınağı almıştır.

Teos Antik KentiTeos Antik kentinin en önemli yapısı, Anadolu’da az sayıda örneği görülen Dionysos tapınağı olup, İyon mimari yapı düzeninde kurulmuştur. Ana kayanın düzleştirilmesiyle oluşturulan ve doğudan 12, batıdan 5 basamakla yükseltilen bir podyum üzerine yerleştirilmiştir. Geniş bir kutsal alan içine yerleştirilmiş olan tapınak ve sunağı doğuya doğru yönlendirilmiştir.

Teos Antik Kenti Temelde Anadolu kökenli olan İyon mimari düzeni M.Ö. dördüncü yüzyılda Yunanistan’ın Anadolu’nun güneybatı kıyılarındaki İyonya kolonilerinde gelişti. Dor düzeninden daha sonra ortaya çıkan İyon düzeni Dor düzenine göre daha karmaşık ve dekoratif bir niteliğe sahiptir. Tıpkı Dor mimari düzeninde olduğu gibi İyon düzeni de görünüşe göre eski ahşap inşa biçimlerinden türemiştir ve ahşap ayrıntıların çoğu taş üzerinde dekoratif unsurlar olarak varlıklarını sürdürmüştür.

Teos Antik Kenti İyon sütunları Dor sütunlarına göre daha uzun ve daha incedir. Boyları genişliklerinin dokuz katıdır. Sütunlarda, yuvarlak gövdenin üzerine oyulmuş, yukarıdan aşağıya dikey bir şekilde uzanan 24 sütun yivi vardır. Bunun yanı sıra yivsiz, düz sütun gövdeleri de kullanılmıştır. Dor sütunlarının tersine İyon sütunlarının sütun kaideleri vardır. Yuvarlak biçimli olan sütun kaidesi üst üste duran kabartılı yatay halkalardan/silmelerden oluşur.

Teos Antik Kenti İyon sütunlarının en ayırt edici kısmı sütun başıdır. İyon sütun başlarında bir kâğıt rulosuna veya koçboynuzlarına benzeyen, oyulmuş oylumlar bulunur. Sütun başının iki yanında yer alan oylumlar önden arkaya doğru uzanır ve ikisi arasındaki boşlukta, üzerinde yumurta ve ok-başı süslemelerinin bulunduğu bir şerit yer alır. Kentin tiyatrosu, akropolün güney yamacına, arazinin doğal eğimi üzerine kurulmuştur.

Teos Antik Kenti Eğimin yetersiz görüldüğü durumlarda tonozlu geçitler yapılmış. Güneydoğuya yönlendirilmiş olan tiyatro alanında sahne yapısının mimari elemanları korunmuş olmasına rağmen, seyircilerin oturduğu kısma ait bloklar tahrip olmuş. At nalı şeklindeki planı ve yamaç eğiminin kullanılmış olması nedeniyle tiyatro Helenistik mimari özellikleri göstermektedir. Teos antik kenti, diğer pek çok İyon kenti gibi bir yarımada üzerinde kurulmuştur.

Teos Antik KentiAncak akropol, burunda değil, iki kıyıya eşit uzaklıkta ikinci bir tepe üzerinde, kentin en kuzeyinde yer almıştır. Akropol’de yüzeyde görülebilen en önemli kalıntı bir tapınağa aittir. Tapınağın Helenistik dönemde ve hatta öncesindeki Arkaik dönemde yapıldığı düşünülmektedir. Anakaya üzerine moloz taş dolgu yapılarak alt yapısı oluşturulmuştur.

 

 

Etiketler: , , , , , , , , ,

Seferihisar ve Teos Körfezi Çevresi

İzmir Seferihisar

İzmir Seferihisar (2)Günümüzde, Yunanistan’ın İyonya Denizi’ne bakan bölgeden, Dor istilasından kaçarak gelen İyon kavimleri Anadolu’nun batı kıyılarına yerleşmişlerdi. Milattan önce 1200 yılında, Iones tarafından,  yüksek bir uygarlık kurmuşlardı. Kıyı şehirleriyle Ege Denizi’ndeki adaların bir kısmı İyonlara aitti. Batı Anadolu da kabaca Gediz Nehrinden, Küçük Menderes Nehirlerine kadar ki kıyı bölgesine İyonya adını vermişlerdi.

İzmir Seferihisar (27)İyonlar 12 şehir devleti kurmuşlar ve oluşturdukları medeniyete de İyon Medeniyeti denmiştir. İyon Medeniyeti içinde yer alan bu şehirler kısa bir süre içinde gelişmiş, batının birer uygarlık merkezi hâline gelmişti. Bu şehirler Efes, Selçuk, Kolofan, Milet, Myus, Priene, Erthrai, Klazomenia, Phokaia/Foça, Teos /Seferihisar,  Smyrna/İzmir ile Khios/Sakız şehirleridir.

İzmir SeferihisarBu şehirler içinde Efes ve Milet, devrin bir kültür ve uygarlık merkezi olmuştur. Ticaret yollarının bitiş noktasında bulunmaları, tarım ve deniz ticareti sayesinde zenginleş­meleri sonucunda kültürel ve bilim yönüyle Anadolu medeniyetlerinin en gelişmişini oluştur­muşlardır. Yerleşme amacıyla özellikle Marmara ve Karadeniz kıyılarından pek çok koloni kurmuşlardır.İzmir SeferihisarŞehir devletleri halinde yaşamaları, bilim insanlarının yetişmesine uygun özgür düşünce or­tamına zemin hazırlamıştır. Bazı ünlü İyonyalılar; tıpta Hipokrat, tarihte Heredot, felsefe’de Diyojen, matematikte Pisagor, Thales gibi bilim insanları yetişmiştir. Efes kalıntılarında görüldüğü gibi, mimaride İyon stilini geliştirmişlerdir. İnsan figürleri biçiminde tasarımladıkları çok tanrılı din anlayışları vardır.

İzmir SeferihisarÖzellikle Efes kentinde bir ana tanrıça figürü olan  Artemis önemli tanrıçalardır. Perslwr tarafından İyon Medeniyeti’ne son verilmiştir. Perslere teslim olan Miletos hariç diğer birçok İyon kenti yağmalanmıştır. Bu nedenle, Efes kalıntılarının büyük bir bölümü günümüze sağlam ulaşabilmiştir. Ionia Medeniyetleri döneminden, Çeşme Yarımadası’nda üç önemli Antik Kent günümüze kadar varlığını korumuştur.

İzmir Seferihisar Bunlar Ildırı’daki Erythrai Antik Kenti, Urla’daki Klazomenai Antik Kenti ve Seferihisar’daki Teos Antik Kenti’dir. Ildırı’daki Erythrai Antik Kent buluntuları ile Urla’daki Klazomenai Antik Kenti buluntularını görmüştüm. Urla’da bana rehberlik yapan arkadaşım Şahap Seferihisar İlçesi’nin Sığacık Köyü’ndeki yazlığında kalıyordu.

İzmir SeferihisarÜstelik Sığacık Körfezine tepeden bakan Teos Antik Kenti kalıntıları da köyden 5 km uzaklıktaydı. Arkadaşım ve rehberim Şahap Cesur ilçe ile ilgili bildiklerini anlatmaya başladı. Seferihisar ilçesi topraklarında en eski yerleşim yeri Teos olup, burası M.Ö. 2000 yıllarında Akalardan kaçan Giritliler tarafından kurulmuştur. Karyalıların bir kenti olduğu bilinmektedir.

İzmir Seferihisar Bu demektir ki bulunduğumuz yöre 4000 yıldan bu yana yerleşim yeri olarak kullanılmıştır. Rehberim ve arkadaşım Şahap, bir taraftan araba kullanırken, diğer taraftan da beni bilgilendirmeye çalışırken Teos Marina bölgesine gelmiştik. Marina 2010 yılında yenilenmiş. Yenilenen Teos Marina, denizde 480, karada 80, kanal rıhtımında ise 30 küçük tekne kapasitesi ile Seferihisar – Sığacık’ta hizmet vermektedir diyor Şahap arkadaşım.

İzmir SeferihisarMarina, adını aldığı Teos Antik Kentinin çok yakınındadır. Mükemmel bir körfez olan Sığacık Körfezi içinde, bu körfez ve yakın çevresinde bulunan birçok koyla iç içedir. Ayni zamanda Sığacık Körfezi temiz suları ile dalıcıların, rüzgârı ile sörfçülerin de cazibe merkezidir. Marina çevresi çok güzel düzenlenmiş. Üstü örtülü kafeler arasında bariyer bulunmuyor. Farklılıklarını masa örtüleriyle ortaya koymuşlar.

İzmir SeferihisarRehberim Şahap Cesur’u izleyerek Sığacık Kalesi’ne ulaşıyor ve üzerine çıkıyoruz. Tarihin, doğanın ve teknolojinin yıpratmakta aciz kaldığı kalenin geçmişi Selçuklular dönemine kadar uzanıyor. Şiddetli yer sarsıntılarıyla harap olunca, önce Aydınoğulları daha sonra Osmanlı’lar tarafından tamir görmüş. Ege denizindeki önemli stratejik konumunun Kaptan-ı Derya Piri Reis tarafından fark edilmesiyle Kanuni Sultan Süleyman tarafından, Palak Mustafa Paşa’ya, Teos harabelerinden getirilen taşlar kullanılarak yaptırılmış.

İzmir SeferihisarKaleyi de gezdikten sonra, bir hayli acıkmış olduğumuzun farkına varıyoruz. Şalgam suyu eşliğinde balık ekmek yedikten sonra, akşam yemeği için balık alıp, arkadaşımın yazlık konutuna gidiyoruz. Eşi İnci tarafından büyük bir konukseverlikle karşılanıyoruz. Beni iki kişilik havadar bir odaya yerleştiriyorlar. Akşam yemeği hazırlıkları başlıyor. Arkadaşım Şahap’ın mangal konusunda bir hayli maharetli olduğunu görüyorum bu arada. Bir kuş sütünün eksik olduğu sofrada, balıklarımızla birlikte içecek olarak rakıyı kullanıyoruz ve keyifli bir muhabbetten sonra, oldukça geç bir zamanda, odalarımıza çekilerek günü tamamlıyoruz.

 

 

Etiketler: , , , , ,

Klazomenai Antik kenti 2

Urla İzmir

Urla İzmirİnternetten edindiğim bilgiler ve yaptığım gezilerdeki izlenimlerime göre; Ionia Medeniyetleri döneminden, Çeşme Yarımadası’nda üç önemli Antik Kent günümüze kadar varlığını korumuştur. Bunlar Ildırı’daki Erythrai Antik Kenti, Urla’daki Klazomenai Antik Kenti ve Seferihisar’daki Teos Antik Kenti’dir. Ildırı’daki Erythrai Antik Kent buluntularını gezmiş ve yazmıştım.

Urla İzmirÇeşme’den Seferihisar’a giderken, yolumuz üzerindeki Urla’ya uğradık. Klazomenai Antik Kenti buluntularını görmek istiyordum. Klazomenai/Kilizman kentinin kalıntılarının, günümüzde, Urla ilçesinin İskele Mahallesi’nde, denize komşu tarlalarda ve kıyıya yakın Karantina Yarımadası üzerinde bulunmakta olduğunu internetten öğrenmiştim.  Zeytinyağı ticaretinde isim yapmış olan bu antik kentin Zeytinyağı İşliği ya da fabrikasını da görmeliydim.

Urla İzmirKlazomenai Antik Kenti kalıntıları arasında yer alan ve M.Ö. 6. yüzyıla tarihlenen zeytinyağı işliği, tanımlanabilen en eski zeytinyağı üretim tesisi olarak biliniyor. İskele Mahallesinde, Türk Telekom binasının karşısındaki kamulaştırılmış Hamdi Balaban tarlasında bulunan bulunduğunu öğreniyoruz. Deniz kıyısına doğru uzanmakta olan Mithatpaşa Caddesi’nin bitiminde ve doğusundaki tarlada kazı çalışmaları yapan bir ekip görüp, kendileriyle tanışıyoruz.  

Antik Klazomenai Kenti Verdikleri bilgilere göre; Hitit Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Yaşar Ersoy’un başkanlığında  sürdürülüyor. Hitit, Ege, Ankara, Mersin, Dokuz Eylül ve Orta Doğu Teknik üniversitelerindeki 20 akademisyen, 30 da bölgedeki işçilerden oluşan 50 kişilik kazı ekibiyle yürütülen çalışmalarda, İon Medeniyeti’nin bölgedeki kalıntılarının aranmasına devam ediliyor.

Urla İzmir Ekim ayına kadar sürecek çalışmalar kapsamında bu yıl ilk kez, Klazomenai Antik Kenti’nin merkez yerleşimi konumunda bulunan, günümüzde de Karantina Adası olarak adlandırılan 30 hektarlık yarım adada kazılara başlanmış durumda. Kazılar hakkındaki bu bilgilerinden sonra, kazı alanındaki Zeytiyağı İşliğini gösteriyorlar. Klazomenai Zeytinyağı İşliği, farklı mimari yapıları olan depoları ve kuyularıyla, diğer yapılar arasında kendilerini hemen belli ediyordu.

Urla İzmirTarlanın diğer ucundaki giriş kapısına ulaşmak üzere, Mareşal Fevzi Çakmak Caddesi’ne çıkıyoruz. Mareşal Fevzi Çakmak Caddesi’nden de bakıldığında; tarla içinde yan yana yükselen düz damlı, taş duvarlı depo binası ile saz çatılı, kerpiç duvarlı zeytinyağı işliği ya da fabrikası hemen dikkatimiz çekti. Klazomenai Antik Kenti HBT Sektörü Kazı Alanı levhasının bulunduğu kapıdan giriş yaparak arabamızı park ediyoruz.

Urla İzmirÖğle yemeğini yemiş olanlar kazı alanına dönüyorlar.  Yetkili birini ararken, kazılarda görevli bir arkeoloji öğrencisi bize yardımcı olmak üzere önümüze düşüyor. Zeytinyağı İşliği’ne giderken, bir taraftan da bizi bilgilendiriyor. Tesisin işlik bölümü, yatay bir düzlem elde etmek amacıyla, anakaya yüzeyinin oyulmasıyla oluşturulmuş. İçine, batı kenarından kayaya oyulmuş bir basamakla inilmekteymiş.

Urla İzmirİşliğin tabanında, çeşitli derinlik ve şekillerde, farklı işlevlere sahip on altı çukur saptanmış. Bu çukurların işlevlerinin yorumlanması sonucundadır ki burada bir zeytinyağı işliğinin bulunduğu yargısına ulaşılmış. Klazomenai Zeytinyağı İşliği, 1992-2004 yılları arasında, Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Güven Bakır’ın başkanlığını yaptığı kazı ekibi tarafından, deposu ve kuyularıyla tamamen ortaya çıkarılmış.

Urla İzmirAynı yıllarda, Hamdi Balaban tarlası içinde yer alan diğer açmaların kazısı sürerken, kazısı tamamlanan açmaların içinde yer alan zeytinyağı işliğinin ayağa kaldırılması çalışmaları başlamış ve aslına uygun bir biçimde yeniden yapılandırılmış. Kılavuzluk yapan öğrencinin bilgilerini dinlerken, Zeytinyağı İşliği’ne de gelmiştik. Ağaçtan yapılmış ve adeta şifreli bir anahtar bir deliğe sokulduktan sonradır ki kapıyı kapatan eski zaman sopalarından biri çıkarılarak kapı açıldı.

Urla İzmir İçeride ilk dikkatimi çeken bir kaldıraç sistemi oldu. Ucu çatallı ve yaklaşık on metre uzunluğundaki baskı kolunu, zeytin hamuru doldurulmuş kıl torbaların tabla üzerine istiflenmesi sırasında yukarıya kaldırmak, baskı sırasında da aşağıya indirmek için, işliğe bir bucurgat yerleştirilmiş.  Baskı kolu bucurgat yardımıyla yukarıya kaldırılıyor. Baskı tablası üzerindeki kıl torbalar zeytin hamuru ile dolduruluyor.

Urla İzmirBaskı kolu bucurgat kanalıyla aşağıya indiriliyor. Baskı koluna bağlı 1 500 kg ağırlığındaki bir taş blok bucurgat kanalıyla yukarı kaldırılıyor. Zeytin hamuru üzerindeki baskı arttırılarak, hamurdaki zeytinyağının akması sağlanıyor. Baskı tablasının altına denk gelecek şekilde açılmış kazana benzer iki kuyucuk, ahşap baskı tablasından sızan yağı toplamaktadır.

Urla İzmirKenarları yükseltilmiş ahşap baskı tablası üzerine üst üste dizilen kıl torbalar içindeki zeytin hamurundan süzülen yağ ve karasu, uzun bir oluk aracılığı ile polima’ya, ayrıştırma işleminin başladığı üç kuyudan ortadakine, ikinci kuyuya akıtılmaktadır. Ortadaki ikinci kuyu, dibinden bir kanalla solundaki birinci kuyuya bağlanmakta olup, bu kuyular bileşik kaplar esasına göre çalışmaktadır.

Urla İzmirBu kuyular yarısına kadar su ile doldurulmuş olmalıdır. Ortadaki kuyuya baskıdan gelen karasu-zeytinyağı karışımında, hafif olan zeytinyağı suyun üzerine çıkmaktadır. Ağır olan karasu, dipteki kanallardan biri ile birinci kuyuya geçmektedir. Kuyular dolunca, ortadaki kuyuda üstte bulunan zeytinyağı yayvan bir kepçe ile dinlendirilmek üzere, sağındaki üçüncü kuyuya aktarılıyor. Bu arada, kara su ile dolan birinci kuyu da boşaltılmaktadır. Oldukça basit ve ilginç bir üretim yöntemi karşımıza çıkmıştı. Üretilen zeytinyağının depolanması ve satışı için üretilmiş olan amforaların bulunduğu depoyu da gezip, fotoğrafladıktan sonra, bize rehberlik eden öğrenci arkadaşa teşekkür ederek mekândan ayrıldık.

 Kaynaklar:

1)   http://tr.wikipedia.org/wiki/Klazomenai

2)   www.izmirkulturturizm.gov.tr/TR,77421/klazomenai-urla.htm

 

 

 

 

Etiketler: , , , , ,

Antik Klazomenai Kenti 1

 

Urla İzmir

Urla İzmirİnternetten edindiğim bilgiler ve yaptığım gezilere göre; İonia medeniyeti döneminden, Çeşme Yarımadası’nda üç önemli Antik Kent günümüze kadar varlığını korumuş. Bunlar Ildır’daki Erythrai Antik Kenti, Urla’daki Klazomenai Antik Kenti ve Seferihisar’daki Teos Antik Kenti’dir. Ildır’daki Erythrai Antik Kent buluntularını gezmiş ve yazmıştım.

Urla İzmirDiğer iki Antik Kenti nasıl gezebilirim diye düşünürken, Seferihisar’da yazlığı bulunan 45 yıllık dostum ve arkadaşım Şahap Cesur, ısrarla beni konuk etmek istediğini söyledi. Ben de beni Çeşme’den almasını rica ettim. Çeşme’den Seferihisar’a giderken, yolumuz üzerindeki Urla’ya da uğramamızın yazılarım için yararlı olacağını söyledim. Klazomenai Antik Kenti buluntularını görmek istiyordum.

Urla İzmirKlazomenai/Kilizman kentinin kalıntılarının, günümüzde, Urla ilçesinin İskele Mahallesi’nde, denize komşu tarlalarda ve kıyıya yakın Karantina Adası üzerinde bulunmakta olduğunu internetten öğrenmiştim. Yine, edindiğim bilgilere göre; Hitit Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Yaşar Ersoy’un başkanlığında  sürdürülüyor.

Antik Klazomenai Kenti Hitit, Ege, Ankara, Mersin, Dokuz Eylül ve Orta Doğu Teknik üniversitelerindeki 20 akademisyen, 30 da bölgedeki işçilerden oluşan 50 kişilik kazı ekibiyle yürütülen çalışmalarda, İon Medeniyeti’nin bölgedeki kalıntılarının aranmasına devam ediliyor. Ekim ayına kadar sürecek çalışmalar kapsamında bu yıl ilk kez, Klazomenai Antik Kenti’nin merkez yerleşimi konumunda bulunan, günümüzde de Karantina Adası olarak adlandırılan 30 hektarlık yarım adada kazılara başlanmış durumda. 

Urla İzmirBiz önce, Urla’daki Mithatpaşa Caddesi üzerinden İskele Mahallesi’ne gittik. Denize komşu olan Mareşal Fevzi Çakmak Caddesi üzerindeki 2134. sokakta bir kazı alanına rastladık. Kazı alanındaki görevlilerden bazılarının verdiği bilgilere göre, İskele Mahallesi’nin antik çağda bir  yarımada  oluşturduğuna dair bulgular ortaya çıkmaktadır.

Urla İzmirKazı alanında bazı fotoğraflar çektikten sonra, tekrar Mithatpaşa Caddesi’nin başlangıç noktasına geri döndük. Caddenin batısında, kamulaştırılmış bir tarlada kazı yapılıyordu. Kazıda görevli bir öğrenci yaptıkları çalışmanın önemini vurguladıktan sonra kazıların, Ege Üniversitesi adına, 1981 yılından beri yürütülmekte olduğunu ve bulguların, Klazomenai Antik Kenti tarihinin M.Ö. 4 000 yıllarına uzandığını söyledi.

Urla İzmirNüfus olarak nispeten küçük bir yerleşim merkezi olmakla birlikte, Klazomenai, çoğu kuruluşunun ilk dönemi olan M.Ö. 7. yüzyıldan kalma ve günümüzde kentin adıyla anılan terrakotta lahitleri ve yine kentin adı ile anılan siyah figürlü, yaban keçisi stilindeki, yerli seramikleri ile ün kazanmış. Önemli bir seramik üretim merkezi olduğu kabul edilmektedir.

Urla İzmir Diğer taraftan, kamulaştırılmış kazı alanının biraz daha doğusunda kalan Zeytinyağı işliğinden söz eden öğrenci arkadaşımız, görmemizin yararlı olacağını söyledi. Arkasından da kısaca bilgilendirdi. Klazomenai ayrıca zeytinyağı ticaretinde isim yapmıştır. Kalıntıları arasında yer alan ve M.Ö. 6. yüzyıla tarihlenen zeytinyağı işliği tanımlanabilen en eski zeytinyağı üretim tesisidir.

Urla İzmirBu tesis, Antikçağ’da özellikle zeytinyağı üretimiyle önemli bir ticaret merkezi olduğunu göstermektedir. Bu tesiste, 2004-2005 yılında Ege Üniversitesi koordinasyonunda, restorasyon ve yeniden inşa çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Sahada aynı tarihlerden kalma ve zeytinyağı işliği ile bağlantılı bir demirci işliği de bulunmaktadır. Mayıs 2007 yılında da, deniz yatağının altında, M.S. 7. yüzyıl sonuna tarihlenen çıpa ve diğer buluntular ortaya çıkarılmış. Zeytinyağı İşliğini görmek üzere  kazı alanından ayrılıyoruz.

Kaynaklar:

1)   http://tr.wikipedia.org/wiki/Klazomenai

2)   www.izmirkulturturizm.gov.tr/TR,77421/klazomenai-urla.htm

 

Etiketler: , , , , ,

Erythrai antik kenti 2

Erythrai (Ildır) Antik Kenti

Çeşme Ildırİzmir Çeşme Yarımadasında İyon döneminden kalma üç önemli Antik Kent günümüze kadar varlığını koruyabilmiştir. Bunlar  Ildır’daki Eritrai Antik Kenti,  Urla’daki Klazomenai Antik Kenti ve Seferihisar’daki Teos Antik Kenti’dir. Antik Çağda 12 İyon Devletinin önde gelenlerinden biri olan Erythrai, Ege bölgesindeki önemli liman yerleşimlerinden biriydi.

Erythrai (Ildır) Antik KentiBu nedenle, İzmir’in Çeşme İlçesi ve Kalesini gezdikten sonra İldırı’ya gitmemek olmazdı.  Otogardan bindiğim bir dolmuşa 6 TL ödeyerek, 45 dakikada Ildırı’ya ulaştık. Tarihi, doğal güzellikleri, Çeşme adalarını seyredebileceğiniz muhteşem manzarası ile Ildırı, Çeşme Yarımadasındaki en güzel mekanlardan biri olarak karşıma çıktı. Ildırı’ya geldiğime değmişti.

Erythrai Antik KentiBir zamanların Litri adıyla anılan Rum Köyü, 1924 yılındaki mübadelede Rumların yöreden ayrılmasıyla Ildırı adıyla Türk Köyü olmuş. Selanik’ten gelen Türklerin önce Dalyan’a gelip bir süre kalması ve ardından tarım için Aleon deresini keşfetmesi ile Türk Köyü olarak gelişmiş. Yetiştirilen sebzeler lezzetiyle ün kazanmış. Ildırı, günümüzde küçük bir Ege köyü görünümünde.

Çeşme IldırIldırı, doğal güzelliği, meşhur enginarı ve balık restoranları ile her yıl yerli yabancı birçok turistin ziyaret ettiği görülesi bir yer. Eski bir Rum köyü olmasına rağmen, dokusu bozulmamış tarihi yapıları ve sokakları ile yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı olmayı sürdürüyor. Önündeki minik adaların arkasında gün batımının en iyi izlendiği yerlerden biridir Ildırı.

Erythrai (Ildır) Antik Kenti TiyatrosuNitekim dolmuş olarak tanımladığımız küçük otobüsleri kiralamış yabancı turistlerin önce köy içinde dolaşarak çekim yaptıklarını sonra da antik kente doğru tırmandıklarını görüyorum. Ben de köyü dolaşıp, çekimlerimi yaptıktan sonra Eritrai Antik Kenti’ne gitmemi sağlayacak yön levhalarını izliyorum. Akropole doğru  tırmanmaya başlıyorum.

Erythrai (Ildır) Antik KentiBir hayli yürüdükten sonra, önce Antik Tiyatroya ulaşıyorum. Helenistik Mimari yapılanmasında birinci önceliğin tapınaklara, ikinci önceliğin tiyatrolara verildiğini anımsayarak antik tiyatro sahasına giriyorum. Eğimi oldukça büyük olan bir yamaca kurulmuş. Bilgilendirme levhasını okuyorum. Erythrai, Helen Mitolojisine göre, adı kırmızı anlamına gelen Giritli önder Erythros tarafından kurulmuş.

Erythrai (Ildır) Antik KentiArdından, Atina Kralı Kodros soyundan gelen Kleopos/Knopos isimli kolonistlerin önderliğinde büyütülüp, geliştirilmiş. Arkaik Dönemden itibaren Doğu mallarını kullanan ve bunları İonia’ya dağıtan bir market görevindeki Erythrai’nın ticaret ve diplomaside Khios/Sakız Adası ile büyük bir rekabet içinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Nitekim Doğu kökenli bir tanrı olan Herakles’e ait kutsal bir alanın burada inşa edilmesi aynı zamanda din unsurlar yönünden de Doğu etkileşimini göz önüne sermektedir.

Erythrai (Ildır) Antik Kenti TiyatrosuM.Ö. 546 yılından sonra kent, Pers egemenliğinde bulunduğu dönemde bir liman üssü olmanın verdiği olanaklardan yararlanarak Kıta Yunanistan ile yoğun iletişimde olmuştur. M.Ö. 5. yüzyıl başlarında Attika-Delos Deniz Birliği’nin etkin üyeleri arasında yer almıştır. M.Ö. 330 lu yıllar ile birlikte yöre Büyük İskender’in hâkimiyetine girmiştir. Daha sonra sırasıyla kentte Roma, Bizans, Anadolu Beylikleri ve Osmanlı hâkimiyetleri yaşanmıştır.

Erythrai (Ildır) Antik KentiPanodaki bu yazıları okuyup, antik tiyatronun değişik açılardan fotoğraflarını çektikten sonra, kentin yukarısına, Akropole doğru tırmanmaya başlıyorum. Erythrai Antik Kenti’nin akropolü antik tiyatronun üst kısmında, Gerence ile Ildırı körfezlerini birlikte gören bir tepenin üzerinde bulunuyor. İki körfezi de görme özelliğine sahip Akropoldeki panoramik görünüm kuşkusuz  Çeşme’deki en güzel manzaralardan birisidir.

Erythrai (Ildır) Antik Kenti Matrone Kilisesi ve Cennet TepeYönetim binaları dinsel yapılar, tapınak, heykeller ve kralın oturduğu sarayın bulunduğu tepede sadece bir kilise kalıntılarının bulunduğunu öğreniyorum.  Akropolün bulunduğu bu tepe denize tamamen hâkim olduğundan, denizden gelebilecek saldırılara karşı doğal kale görevi görüyor. Akropoldeki panoramik görüntüye bir an önce ulaşmak istiyorum. Yol yerine bir patika ile karşılaşıyorum.Erythrai (Ildır) Antik KentiPatika, yağmurlar sonrası dere yatağı işlevini üstlenmiş. Sivri granit taşlarının yer aldığı bu dere yatağında zorlukla ilerliyorum. Her ziyaretçinin izleyebileceği bir yol değil. Bazı ziyaretçilerin Akropole çıkmaktan vazgeçeceklerine eminim. Oldukça sıcak bir havada, zorlu bir tırmanıştan sonra Athena Tapınağı ve Matrone Kilisesi yazılarının bulunduğu yön bildirme levhasına ulaşıyorum.

Erythrai (Ildır) Antik KentiGeri döndüğümde, bütün güzelliği ile Ildırı Köyü ve adalar görünüyor. Ildırı Körfezi açığında irili ufaklı toplam 28 ada bulunuyor. Bu güzellikleri gördükten sonra, kendilerini tanrılaştırmış olan antik kent yöneticilerinin neden bu mekânları seçtiklerini daha iyi anlıyorum. Kendilerini gökyüzünde ve her şeyi gören ve hâkim olan konumda bulmalarını sağlamış yukarı kent olarak tanımlanan Akropoller.

Erythrai (Ildır) Antik Kenti Matrone KilisesiBir süre Ildırı Köyü ve adaları seyrettikten sonra, oldukça düzleşmiş olan patikanın sonunda, duvarlarının bir bölümü zamana ve her türlü yıkıma karşı direnebilmiş olan Matrone Kilisesi’ni görülüyor. Kiliseye ulaşıyor ve duvarlarından birine çıkarak çevrenin çekimlerini yapıyorum. Bütün adalar, yükseltiler, höyükler ve ekili alanlar görüş alanıma girmiş bulunuyor.

Erythrai (Ildır) Antik KentiKilisenin önünde Hıristiyan ölülerine ait mezarlar görüyorum.  Kazı ekibi bu bölgeyi yoğun ağaç ve çalılardan arındırmış. Mezarların çevresini temizlemişler ve bir çevre düzenlemesine gitme kararı almışlar. Çevre düzenlemesi yapılmadan sürdürülecek olan kazılar duvarların bütünüyle yıkılmasına neden olabilecek. Kiliseni ayakta kalan duvarları arasındaki mekânda dolaşıyorum.

Erythrai (Ildır) Antik KentiDuvarlarda her nasılsa sağlam kalabilmiş pencerelerden Ildırı Ovası ile adaların fotoğraflarını çekiyorum. Pencerelerden birinde, köyün ilerisindeki bir tepedeki düzlük dikkatimi çekiyor. Cennet Tepe olduğunu öğreniyorum. Yolun sol tarafında, köyün biraz ilerisinde, Utla tarafında da Cennet tepe Roma Villalarının kalıntıları yer alıyor.

Erythrai (Ildır) Antik KentiDüşünüyorum da, denize doğru uzanan bu yüksek burun, sıcak Ege yazlarında, bölgeyi cennete çevirmiş olmalı esen rüzgârları ve önündeki adalarıyla. Yazılı belgeler, Roma dönemindeki bu villalarda içilecek ve sıcak su, kanalizasyon sistemi bulunmakta olup, villaların zeminleri ve duvarları göz alıcı mozaik ve fresklerle süslüydü. Cennet Tepe’yi fotoğrafladığım pencereden ve kiliseden ayrılarak akropolde gezinmeye devam ediyorum.

Erythrai (Ildır) Antik KentigiKarşıma Athena Tapınağı levhası ve kalıntıları çıkıyor. Levhadaki bilgilendirme yazılarını okuyorum. Tiyatronun bulunduğu yamacın tepesi, yani Akropolde yer alan Athena Polias Tapınağı, levhadaki çizimden de anlaşılacağı gibi, poligonal/çok köşeli duvar örgüsüne sahiptir. Bu örgülerin gösterdiği özelliklere göre, ilk M.Ö. 8. yüzyılın ikinci yarısında inşa edilmiş olmalıdır.

Erythrai (Ildır) Antik KentiM.Ö. 7. ve 6. yüzyıllarda farklı eklerle genişletilmiştir. Kullanılan poligonal duvar tekniği ve iç mekânda yer alan rampası ile Arkaik Çağ Mimarisi’nin önemli bir örneği olarak kabul edilmektedir. Tapınağın doğu kısmında yapılan kazılardan ele geçen zengin malzeme pişmiş toprak tanrıça figürleri yoğun bir grup oluşturmaktadır.

Erythrai (Ildır) Antik KentiTapınak yakınında bulunmuş ve arkeoloji dünyasının ender örnekleri arasında yer alan bir başka önemli buluntu ise şu anda İzmir Tarih ve Sanat Müzesi’nde bulunan ve M.Ö. 6. yüzyıla tarihlenen Kore, uzun elbiseli genç kadın ya da rahibe heykelidir. Akropolün Gerence Koyu’na bakan bölümüne, Kybele Kayalıkları’na gidiyorum. Gördüğüm panoramik manzara muhteşemdi. Dakikalarca bu doyumsuz manzarayı seyrettikten sonra, akropolü terk ediyor ve Ildırı Köyü’ne inerek Çeşme dolmuşlarını bekliyorum.

 

Kaynaklar:

1) http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0yonya

2) http://tarih.uludag.edu.tr/ert.hm

3) http://tr.wikipedia.org/wiki/Ild%C4%B1r%C4%B1,_%C3%87e%C5%9Fme

 

 

Etiketler: , , , ,

Erythrai Antik Kenti 1

Erythrai (Ildır) Antik Kenti Kybele Kayalıkları

Çeşme Ildırİyon döneminden, Çeşme Yarımadası’nda üç önemli Antik Kent günümüze kadar varlığını korumuştur. Bunlar  Ildır’daki Eritrai Antik Kenti, Urla’daki Klazomenai Antik Kenti ve Seferihisar’daki Teos Antik Kenti’dir.İzmir’in Çeşme İlçesi ve Kalesini gezdikten sonra İldırı’ya gitmemek olmazdı.  Otogardan bindiğim bir dolmuşa 6 TL ödeyerek, 45 dakikada Ildırı’ya ulaştık.

Çeşme IldırTarihi, doğal güzellikleri, Çeşme adalarını seyredebileceğiniz muhteşem manzarası ile Ildırı, Çeşme Yarımadasındaki en güzel yerlerden biri olarak karşıma çıktı.  Günümüzde küçük bir Ege köyü görünümünde olan Ildırı, doğal güzelliği, meşhur enginarı ve balık restoranları ile her yıl yerli yabancı birçok turistin ziyaret ettiği görülesi bir yerdir.

Erythrai Antik KentiEski bir Rum köyü olmasına rağmen, dokusu bozulmamış tarihi yapıları ve sokakları ile yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı olmayı sürdürüyor. Önündeki minik adaların arkasında gün batımının en iyi izlendiği yerlerden biridir.Nitekim dolmuşlar dolusu yabancı turistin antik kente doğru tırmandığını görüyorum. Ben de Eritrai Antik Kenti’ne gitmemi sağlayacak yön levhalarını izleyerek akropole doğru  tırmanmaya başlıyorum.

Çeşme IldırGiriş ücretsizdir levhasının bulunduğu bir yerden antik kent sahasına giriyorum. Bir hayli yürüdükten sonra, önce Antik Tiyatroya ulaşıyorum. Helenistik Mimari yapılanmasında birinci önceliğin tapınaklara, ikinci önceliğin tiyatrolara verildiğini anımsayarak antik tiyatro sahasına giriyorum. Eğimi oldukça büyük olan bir yamaca kurulmuş. Bilgilendirme levhasını okuyorum.

Erythrai (Ildır) Antik Kenti TiyatrosuAntik Kenti yerleşiminin arkeolojik kazılarına ilk defa 1964 yılında Ankara Üniversitesi DTCF Arkeoloji Bölümü kurucularından Ord. Prof. Dr. Ekrem Akurgal ve İzmir Müze Müdürü Hakkı Gültekin tarafından başlanmıştır. Kazının temel amaçlarından biri, İonia kültürü ve tarihini ortaya çıkarmaktı. Bilindiği gibi İonia, Anadolu’da, bugünkü  İzmir ve Aydın illerinin sahil şeridine Antik Çağ’da verilen addır.

Erythrai (Ildır) Antik Kenti TiyatrosuAkurgal’dan sonra, 1970 li yıllarda ise çalışmalar Prof. Dr. Cevdet Bayburtluoğlu’nun gözetiminde sürdürülmüştür. 2006 yılı Eylül ayından bu yana kazılara Bakanlar Kurulu kararı ile Doç. Dr. Ayşe Gül Akalın Orbay başkanlığında tekrar sürdürülmek ise de benim ziyaret ettiğimde herhangi bir çalışma yoktu.  Üstelik kazı alanında bir görevli olmadığı gibi bir güvenlik görevlisi de yoktu. 

Erythrai (Ildır) Antik Kenti TiyatrosuErythrai, Helen Mitolojisine göre, adı kırmızı anlamına gelen Giritli önder Erythros tarafından kurulmuştur. Ardından, Atina Kralı Kodros soyundan gelen Kleopos/Knopos isimli kolonistlerin önderliğinde büyütülüp, geliştirilmiştir. Antik Çağda 12 İyon Devletinin önde gelenlerinden biri olan Erythrai, Ege bölgesindeki önemli liman yerleşimlerinden biriydi.

Erythrai (Ildır) Antik KentiM.Ö. birinci binde Fenike-Mısır-Yunanistan-Anadolu ilişkileri açısından bilgi veren buluntuların yanı sıra, Sub-geometrik, Arkaik, Klasik, Helenistik ve Roma dönemlerine ait değişik kalıntıların sağladığı bilgiler, M.Ö. 8. yüzyıldan itibaren, özellikle M.Ö. 4. yüzyılda kentin İonia sosyo-politik olaylarında etkin bir rol oynadığını göstermektedir.

Erythrai (Ildır) Antik KentiErythrai Akropolü’ndeki Pers egemenliği öncesi ve sonrasına ait tabakalarda yapılan incelemeler, bu dönemler için önceden yazılan bilgilerden daha farklı ve kapsamlı bilgilerin elde edilmesini sağlamıştır. Arkaik Dönemden itibaren Doğu mallarını kullanan ve bunları İonia’ya dağıtan bir market görevindeki Erythrai’nın ticaret ve diplomaside Khios/Sakız Adası ile büyük bir rekabet içinde bulunduğu anlaşılmaktadır.

Erythrai (Ildır) Antik Kenti Matrone KilisesiNitekim Doğu kökenli bir tanrı olan Herakles’e ait kutsal bir alanın burada inşa edilmesi aynı zamanda din unsurlar yönünden de Doğu etkileşimini göz önüne sermektedir.M.Ö. 546 yılından sonra kent, Pers egemenliğinde bulunduğu dönemde bir liman üssü olmanın verdiği olanaklardan yararlanarak Kıta Yunanistan ile yoğun iletişimde olmuştur. M.Ö. 5. yüzyıl başlarında Attika-Delos Deniz Birliği’nin etkin üyeleri arasında yer almıştır.

Erythrai (Ildır) Antik KentiM.Ö. 330 lu yıllar ile birlikte yöre Büyük İskender’in hâkimiyetine girmiştir. Lysimakos Dönemi’nde ise 4 kilometreyi aşan surların yapımına başlanmış olması kuvvetle muhtemeldir. Daha sonr sırasıyla kentte Roma, Bizans, Anadolu Beylikleri ve Osmanlı hâkimiyetleri yaşanmıştır.

 

 

Kaynaklar:

1) http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0yonya 

2) http://tarih.uludag.edu.tr/ert.htm

3)http://tr.wikipedia.org/wiki/Ild%C4%B1r%C4%B1,_%C3%87e%C5%9Fme

 

Etiketler: , , , , , , ,

Çeşme Marina ve Çevresi

Çeşme Kalesi İzmir

Çeşme Kalesi İzmirÇeşme İzmir’in 94 kilometre batısında, kendi adını taşıyan yarımadanın en ucunda kurulmuştur. Gemiciler tarafından küçük liman diye adlandırılmıştır. Zamanla çoğalan ve buz gibi suların aktığı çeşmelerinden dolayı da yöreye Çeşme denilmiştir. Çeşme’ye vardığınızda karşınıza çıkacak ilk şey Osmanlı döneminde yapılan ve bugün müze olarak kullanılan Çeşme Kalesi ile kaleyi taçlandıran kalenin önündeki Çeşme Marina’dır.

Çeşme Marina Doğu Akdeniz’in en önemli yat limanlarından biri olmayı hedefleyen Çeşme Marina da; denizde 400, karada ise 100 tekne kapasitesi ile 60 metre uzunluğa kadar olan yerli ve yabancı tekneler için mükemmel bir bağlama limanıdır. Çeşme Kalesi’ni gezdikten sonra Marina çevresinde dolaşmaya başlıyorum.  Özsüt’ün bulunduğu yerden girerek çevreyi tanımaya çalışıyorum.

Çeşme İzmir41 üniteden oluşan çarşı alanında Babylon, Gant, Vakko, Cruise, Vakko H20, North Sails, Mudo Marina, Mado, Burger King, D&R, Teknosa, Carrefoursa, Polo Garage, Slam, Helly Hensen, Azimut, Nike, Quiksilver, Sütiş gibi Türkiye’nin ve dünyanın önde gelen markaları yer alıyor. Yerel markalardan da Tuval Restaurant, Port Balık, Bonjour, Sir Winston House, Kumrucu Şevki, Milestone, Room Marine Furun,Zeytin gibi markalar yerini almış.

Çeşme Marina İstanbul merkezli Hayal Kahvesi, eğlence hayatının en önemli mekânlarından biri olarak Çeşme Marina’da yerini almış. Ülkemizde 20 yıldır kaliteli eğlencenin adresi olan Hayal Kahvesi İstanbul’da Beyoğlu, Çubuklu, Caddebostan,  Akatlar,  Taksim, Şaşkın Bakkal, Bursa, Çanakkale ve Ankara şubelerinden sonra Çeşme Marina’da da müzik, dans ve ritimle buluşan gecelere ev sahipliği yapıyor.

Çeşme MarinaBirçok yerli ve yabancı müzisyeni ağırlıyor. Çeşitlilik, kültürel farklılıkların doğallığı ve zenginliğini yansıtan Hayal Kahvesi; rocktan folka, cazdan sambaya uzanan dinamizmi, büyük şehir sokaklarının ayak sesini, ayrı ve ayrık otu halini Çeşme Marina’ya taşıyor. Teoman’dan Şebnem Ferah’a, Duman’dan Emre Aydın’a, Sertab Erener’den Bulutsuzluk Özlemi’ne Mirkelam’dan Nev’e Türk müzik sektöründeki çok büyük isimleri sahnesinde ağırlamaktadır.Hayal Kahvesi,200 kişilik yemek ve 800 kişilik performans alanıyla Çeşme Marina’ya yeni bir soluk getiriyor.

Çeşme Marina IC İbrahim Çeçen Holding ve marinacılık sektöründe 258 yıllık tecrübeye sahip olan İngiliz Camper & Nicholsons Marinas International ortaklığında kurulmuş olan Çeşme Marina, Doğu Akdeniz’in yıldızı olmayı hedeflemiş. Yap-İşlet-Devret modeli ile 25 yıl işletilmekte olan Çeşme Marina için 13 milyon euroluk yatırım gerçekleştirilmiş. Yat limanı denizde 400, karada ise 100 tekne park kapasitesiyle hizmet veriyor.

Çeşme Marina34 000 metrekare alana sahip olan Çeşme Marina’nın mimari tasarımı St. Tropez’deki dünyaca ünlü Port Grimaud’un tasarımcısı olan Atelier Xavier Bohl ve Ayyapı Mimarlık tarafından gerçekleştirilmiş. Çeşme Marina’da 60 metre uzunluğa kadar olan teknelere hizmet verilebilmektedir. Yatçıların temel ihtiyaçlarına cevap verecek hizmetlerin dışında; marinada yat kulüp, spor ve sağlık merkezi, ticari alanlar, restoranlar, kafeler yer alıyor.

Çeşme Marina230 metre uzunluğunda ana dalgakıranı bulunan marinanın 379 metre uzunluğunda ve 2,5 metre derinliğinde rıhtımı var. Toplam 610 metre uzunluğunda 3 metre eninde 4 adet yat yanaşma iskelesi bulunan marina toplam 31 bin metrekare kara alanına sahiptir. Üstelik bir yaşam merkezinden beklenileceği üzere yat market, çamaşırhane, duşlar ve tuvaletler, teknik hizmetler, özel park yerleri, kablosuz internet gibi tekne sahiplerinin ihtiyaç duyabileceği tüm hizmetleri uluslararası standartlardaki hizmet kalitesi ile tekne sahiplerine sunmaktadır.

Çeşme MarinaTarihi dokunun ve sosyal yaşamın bütünleştiği bir atmosfere sahip Çeşme’nin merkezinde yer almasının yanı sıra bünyesinde bulunan yat kulübü, restoranlar, barlar ve kafeler ile misafirlerine birbirinden güzel seçenekler sunuyor. Çeşme Marina; İstanbul’dan güneye ve güneyden İstanbul’a geçerken uğramadan geçmek istenmeyen bir mola noktası olmuş.

Çeşme Marina Ayrıca yatçıların rotalarını daha verimli kullanacakları uluslararası bir çekim merkezi haline gelmiş. Şehir içi marina özelliği taşıyan Çeşme Marina, hem Çeşmelilerin hem de çevrenin sosyal ve ticari hayatına renk katmış. Yat kulübü ile spor ve sosyal aktiviteler, yat yarışları, organizasyonlar gibi Çeşme’yi ve Çeşme Marina’yı sürekli enerjik ve canlı tutmayı planlamanın bir sonucu olarak ortaya çıkmış.

Çeşme Marina12 ay boyunca açık olan Çeşme Marina, beldeye büyük bir aktivite kazandırmış. Tekne sahiplerinin her türlü ihtiyacını uluslararası hizmet kalitesi ile profesyonel bir ekiple kusursuz bir şekilde giderildiğini söylüyor yetkililer. Havalimanına 45 dakikalık mesafede olan marinanın gümrük giriş/çıkış limanı olması, Türk ve Yunan adalarına yakınlığı, şehrin içinde yer alması ve doğal bir liman olmasından dolayı herkes tarafından tercih edilecek bir mekân olarak karşımıza çıkıyor.

 

 

Etiketler: , , , , ,

 
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 269 takipçiye katılın