RSS

Çeşme Marina ve Çevresi

Çeşme Kalesi İzmir

Çeşme Kalesi İzmirÇeşme İzmir’in 94 kilometre batısında, kendi adını taşıyan yarımadanın en ucunda kurulmuştur. Gemiciler tarafından küçük liman diye adlandırılmıştır. Zamanla çoğalan ve buz gibi suların aktığı çeşmelerinden dolayı da yöreye Çeşme denilmiştir. Çeşme’ye vardığınızda karşınıza çıkacak ilk şey Osmanlı döneminde yapılan ve bugün müze olarak kullanılan Çeşme Kalesi ile kaleyi taçlandıran kalenin önündeki Çeşme Marina’dır.

Çeşme Marina Doğu Akdeniz’in en önemli yat limanlarından biri olmayı hedefleyen Çeşme Marina da; denizde 400, karada ise 100 tekne kapasitesi ile 60 metre uzunluğa kadar olan yerli ve yabancı tekneler için mükemmel bir bağlama limanıdır. Çeşme Kalesi’ni gezdikten sonra Marina çevresinde dolaşmaya başlıyorum.  Özsüt’ün bulunduğu yerden girerek çevreyi tanımaya çalışıyorum.

Çeşme İzmir41 üniteden oluşan çarşı alanında Babylon, Gant, Vakko, Cruise, Vakko H20, North Sails, Mudo Marina, Mado, Burger King, D&R, Teknosa, Carrefoursa, Polo Garage, Slam, Helly Hensen, Azimut, Nike, Quiksilver, Sütiş gibi Türkiye’nin ve dünyanın önde gelen markaları yer alıyor. Yerel markalardan da Tuval Restaurant, Port Balık, Bonjour, Sir Winston House, Kumrucu Şevki, Milestone, Room Marine Furun,Zeytin gibi markalar yerini almış.

Çeşme Marina İstanbul merkezli Hayal Kahvesi, eğlence hayatının en önemli mekânlarından biri olarak Çeşme Marina’da yerini almış. Ülkemizde 20 yıldır kaliteli eğlencenin adresi olan Hayal Kahvesi İstanbul’da Beyoğlu, Çubuklu, Caddebostan,  Akatlar,  Taksim, Şaşkın Bakkal, Bursa, Çanakkale ve Ankara şubelerinden sonra Çeşme Marina’da da müzik, dans ve ritimle buluşan gecelere ev sahipliği yapıyor.

Çeşme MarinaBirçok yerli ve yabancı müzisyeni ağırlıyor. Çeşitlilik, kültürel farklılıkların doğallığı ve zenginliğini yansıtan Hayal Kahvesi; rocktan folka, cazdan sambaya uzanan dinamizmi, büyük şehir sokaklarının ayak sesini, ayrı ve ayrık otu halini Çeşme Marina’ya taşıyor. Teoman’dan Şebnem Ferah’a, Duman’dan Emre Aydın’a, Sertab Erener’den Bulutsuzluk Özlemi’ne Mirkelam’dan Nev’e Türk müzik sektöründeki çok büyük isimleri sahnesinde ağırlamaktadır.Hayal Kahvesi,200 kişilik yemek ve 800 kişilik performans alanıyla Çeşme Marina’ya yeni bir soluk getiriyor.

Çeşme Marina IC İbrahim Çeçen Holding ve marinacılık sektöründe 258 yıllık tecrübeye sahip olan İngiliz Camper & Nicholsons Marinas International ortaklığında kurulmuş olan Çeşme Marina, Doğu Akdeniz’in yıldızı olmayı hedeflemiş. Yap-İşlet-Devret modeli ile 25 yıl işletilmekte olan Çeşme Marina için 13 milyon euroluk yatırım gerçekleştirilmiş. Yat limanı denizde 400, karada ise 100 tekne park kapasitesiyle hizmet veriyor.

Çeşme Marina34 000 metrekare alana sahip olan Çeşme Marina’nın mimari tasarımı St. Tropez’deki dünyaca ünlü Port Grimaud’un tasarımcısı olan Atelier Xavier Bohl ve Ayyapı Mimarlık tarafından gerçekleştirilmiş. Çeşme Marina’da 60 metre uzunluğa kadar olan teknelere hizmet verilebilmektedir. Yatçıların temel ihtiyaçlarına cevap verecek hizmetlerin dışında; marinada yat kulüp, spor ve sağlık merkezi, ticari alanlar, restoranlar, kafeler yer alıyor.

Çeşme Marina230 metre uzunluğunda ana dalgakıranı bulunan marinanın 379 metre uzunluğunda ve 2,5 metre derinliğinde rıhtımı var. Toplam 610 metre uzunluğunda 3 metre eninde 4 adet yat yanaşma iskelesi bulunan marina toplam 31 bin metrekare kara alanına sahiptir. Üstelik bir yaşam merkezinden beklenileceği üzere yat market, çamaşırhane, duşlar ve tuvaletler, teknik hizmetler, özel park yerleri, kablosuz internet gibi tekne sahiplerinin ihtiyaç duyabileceği tüm hizmetleri uluslararası standartlardaki hizmet kalitesi ile tekne sahiplerine sunmaktadır.

Çeşme MarinaTarihi dokunun ve sosyal yaşamın bütünleştiği bir atmosfere sahip Çeşme’nin merkezinde yer almasının yanı sıra bünyesinde bulunan yat kulübü, restoranlar, barlar ve kafeler ile misafirlerine birbirinden güzel seçenekler sunuyor. Çeşme Marina; İstanbul’dan güneye ve güneyden İstanbul’a geçerken uğramadan geçmek istenmeyen bir mola noktası olmuş.

Çeşme Marina Ayrıca yatçıların rotalarını daha verimli kullanacakları uluslararası bir çekim merkezi haline gelmiş. Şehir içi marina özelliği taşıyan Çeşme Marina, hem Çeşmelilerin hem de çevrenin sosyal ve ticari hayatına renk katmış. Yat kulübü ile spor ve sosyal aktiviteler, yat yarışları, organizasyonlar gibi Çeşme’yi ve Çeşme Marina’yı sürekli enerjik ve canlı tutmayı planlamanın bir sonucu olarak ortaya çıkmış.

Çeşme Marina12 ay boyunca açık olan Çeşme Marina, beldeye büyük bir aktivite kazandırmış. Tekne sahiplerinin her türlü ihtiyacını uluslararası hizmet kalitesi ile profesyonel bir ekiple kusursuz bir şekilde giderildiğini söylüyor yetkililer. Havalimanına 45 dakikalık mesafede olan marinanın gümrük giriş/çıkış limanı olması, Türk ve Yunan adalarına yakınlığı, şehrin içinde yer alması ve doğal bir liman olmasından dolayı herkes tarafından tercih edilecek bir mekân olarak karşımıza çıkıyor.

 

 

Etiketler: , , , , ,

Çeşme Kalesi

Çeşme İKalesi zmir

Çeşme İzmirÇeşme İzmir’in 94 km. batısında, kendi adını taşıyan yarımadanın en ucunda kurulmuştur. Gemiciler tarafından küçük liman diye adlandırılmıştır. Zamanla çoğalan ve buz gibi suların aktığı çeşmelerinden dolayı da yöreye Çeşme denilmiştir. Çeşme’ye vardığınızda karşınıza çıkacak ilk şey Osmanlı döneminde yapılan ve bugün müze olarak kullanılan Çeşme Kalesi’dir.

Çeşme Kalesi İzmirLimanda yer alan kale, ticaret ve savaş gemilerini olabilecek saldırılara karşı korumak amacıyla yapılmıştır. Günümüzde Çeşme Arkeoloji Müzesi’ni de barındıran kalede, Erythrai, Alaçatı ve Kalemburnu bölgelerinden çıkarılan eserler sergileniyor. Bu nedenle, önce, Kale ve Marina çevresinde panoramik bir tur attıktan sonra Çeşme Kalesi Müzesi’ni gezdim.

Çeşme Kalesi İzmirBir taraftan müzedeki tarihi buluntuları gözden geçirirken, bir taraftan da Çeşme’nin tarihi ile ilgili bilgileri de okumaya çalıştım. Ege Denizi içine girmiş olan, Urla ya da Çeşme Yarımadası olarak anılan bu yarımadanın kuzey-güney doğrultusunda uzanmakta olduğunu öğreniyoruz. Yarımadanın kuzey kısmı Karaburun olarak bilinmektedir. Batısında ise yaklaşık 15 kilometre uzaklıkta Yunanistan’ın Sakız Adası bulunmaktadır.

Çeşme Kalesi İzmirSakız Adası’nın coğrafi olarak bu kadar yakın olmasına karşın, beşeri olarak uzakta olduğunu görüyoruz. Neden böyle oluyor sorusunun yanıtı ise bölgenin tarihi geçmişinde yatmaktadır. Urla ya da Çeşme Yarımadası tarihi ile doğrudan bağlantılı olan Çeşme’nin kuruluş tarihi, kesin olmayan bilgilere göre, M.Ö. 5 000 yılına kadar uzanmaktadır. Çeşme yöresi, M.Ö. 3000’li yıllarda Erythoros komutasındaki kolonistler tarafından keşfedildi ve yerleşim yeri oldu.

Çeşme Kalesi İzmir Erythrai ismini alan yerleşim bölgesi, bugünkü Çeşme’ye27 km. uzaklıkta bir koyda kurulmuştu. Şehir, ilk dönemlerinde krallıkla yönetiliyordu. Cyssus adıyla anılan Çeşme, o dönemde Erythrai’nin en güvenli ve korunaklı limanlarından biriydi. Erythrai, Chios (Sakız) adasıyla birlikte köle ve şarap ticaretinden önemli bir pay alıyordu. M.Ö. 494’te şehir, Pers’lere karşı yapılan ve yenilgiyle sonuçlanan Lade Deniz Savaşı’na katıldı.

Çeşme Kalesi İzmirArdından Antik-Delon  Deniz  Birliği’ne üye oldu. M.Ö. 334 yılında Büyük İskender, Erythrai’yi alarak şehre bağımsızlığını verdi. Çeşme ile ilgili otantik bilgiler, M.Ö. 190 yılında Romalıların 3. Antiokhos’un donanmasını bu sularda mağlup etmeleri ile başlar. Bu zafer üzerine Romalıların Anadolu ve Yakın Doğu’nun işgaline, Çeşme Yarımadası’nda başladıkları kabul edilmektedir.

Çeşme Kalesi İzmirMakedonya İmparatorluğu’nun parçalanmasının ardından Bergama Krallığı da, M.Ö. 130 yılında Bergama Kralı Atlalas’ın ölümü ile Roma İmparatorluğu’nun hâkimiyetine geçmiştir. Roma İmparatorluğu’nun M.S. 395 yılında, Doğu ve Batı olmak üzere, ikiye bölünmesiyle Erythrai, Doğu Roma ya da Bizans İmparatorluğu topraklarında kalır.

Çeşme Kalesi İzmirÇeşme ile ilgili otantik bilgiler, M.Ö. 190 yılında Romalıların 3. Antiokhos’un donanmasını bu sularda mağlup etmeleri ile başlar. Bu zafer üzerine Romalıların Anadolu ve Yakın Doğu’nun işgaline, Çeşme Yarımadası’nda başladıkları kabul edilmektedir. Çeşme yöresinde Türk Egemenliği, Alparslan’ın 1071 yılında Malazgirt’te Bizans İmparatoru Romenos Diogenes’i mağlup ve esir etmesi ile başlar.

Çeşme Kalesi İzmirBu zafer ile bütün Anadolu Türk hükümranlığına açılmıştır. Türk’ler zaman kaybetmeden Anadolu’ya yayılmış ve bu arada, Selçuk Komutanı Kutalmışoğlu Çeşme’ye ulaşmıştır. M.S. 1080 yılında Çeşme Yarımadası Türklerin mutlak hâkimiyeti altındadır. Osmanlı İmparatorluğu’nun bu yöreye hâkimiyetinden önceki dönemde, iki büyük Türk Beyi, Çaka Bey ve Umur Bey, çok önemli faaliyetleri ile bölgeye yeni bir hayat getirmişlerdir.

Çeşme Kalesi İzmirAlparslan’ın komutanlarından Çaka Bey, Ege Denizi’ne açılan İlk Türk komutanıdır. İzmir’de inşa ettirdiği hafif filo ile 1085 yılında Ege adalarına akınlar yapmış ve Bizans deniz hâkimiyetine karşı başarılı deniz savaşları vermiştir. Bu deniz harekâtında Çaka Bey Çeşme’yi üs olarak kullanılmıştır. Bu nedenle, Türklerin Ege Denizi harekâtında Çeşme’nin önemli bir yeri vardır.

Çeşme Kalesi İzmirAncak bu önem tamamen askeri amaçlı ve stratejiktir.  Bu askeri ve stratejik nedenler, Çeşme’nin bir yerleşim merkezi olarak da gelişmesine yol açmamıştır. Çaka Beyin ölümünden sonraki dönemde Umur Bey, büyük bir ileri görüşle, deniz ticaretini ellerinde tutan Cenevizliler ile anlaşmış, Cenevizlilerin Sakız Adası’nda yerleşmelerini ve buradan Anadolu ile ticari ilişkilerini devam etmelerini kabul ve himaye etmiştir.

Çeşme Kalesi İzmir Sakız Adası’nın bu suretle Batı’ya açılan bir ticaret merkezi durumuna gelmesi, Çeşme’nin süratle gelişmesinde büyük bir etken olmuştur. Çeşme askeri ve stratejik önemi yanında, ilk kez, ticari bir önem kazanmıştır. Bunun sonucu olarak XIV. Yüzyıl ortalarından itibaren Çeşme’de bir yerleşim merkezi oluşmaya başlamıştır.14. yüzyıl sonlarında Yıldırım Beyazıt Çeşme’yi işgal ederek Osmanlı İmparatorluğu’na katmıştır.

Çeşme Kalesi İzmirAnkara Savaşı’nda Yıldırım Beyazıt mağlup olup Timur’a esir düşünce, 1402 de Timur’un kuvvetleri İzmir Liman Kalesi’ni ele geçirmişlerdir. Bu nedenle deniz ticareti tekrar Çeşme limanına kaymıştır. Çeşme limanının hem ticari hem lojistik öneminin yanı sıra Sakız Adası’na olan yakınlığı, özellikle Venedik Cumhuriyeti’nin ilgisini çekmiş ve iştahını kabartmıştır.

Çeşme Kalesi İzmirÇeşme’nin Osmanlı Deniz Harp Tarihi’nde büyük acılarla dolu bir de anısı vardır.  1770 yılında, “Çeşme Deniz Savaşı” olarak bilinen olayda, Ege’deki Rus Donanması tarafından yakılmasıyla sonuçlanmış ve sonrasında da kale ve şehir yağmalanmıştır. Bilgilendirme levhalarından edindiğim bu olayı kısa tarihçesini de hatırla(t)mak istiyorum.

Çeşme Kalesi İzmirİlk olarak Mora Yarımadası’nda isyan çıkarmak için ulaştıkları Koron çıkartmasından sonuç alamayan Ruslar, orayı bırakıp Navarin üzerine yürümüşler ve ele geçirmişlerdi. Ardından vire ile teslim aldıkları İcontari’deki Türk muhafızları, teslim antlaşmasında söz verdikleri halde, yakmaktan çekinmediler. Daha sonra ise Modon’u kuşattılar.

Çeşme Kalesi İzmirİçerideki az sayıda Osmanlı askeri şiddetle direnmeye devam ederken, Serasker Muhsinzade Mehmet Paşa’nın yardım gönderdiği 7 000 kişilik birliğin yetişmesi üzerine düşmana büyük bir darbe vuruldu. Böylece Ruslar Mora’da daha fazla tutunamayacaklarını anlamışlardı. Üstelik Mora’nın yerlileri tarafından kendilerine 100 000 kişilik silahlı adamın beklemekte olduğu söylenmiş olmasına rağmen, hiçbir askeri özelliği olmayan yerli isyancılar da kendilerine yardımcı olmamıştı.

Çeşme Kalesi İzmirRusların komutanı aldatılmış olduklarını düşünmüştü. Moralılar da kendilerinin oyuna getirildiklerini, Ruslar tarafından isyana teşvik edildiklerini düşünüyorlardı. İki tarafın da birbirine güveni yoktu. B durum Muhsinzade Mehmet Paşa komutasındaki Osmanlı kuvvetlerinin Mora’daki temizlik hareketini kolaylaştırdı. Disiplinsiz ve çapulcu isyancılar kolaylıkla dize getirildi.

Çeşme Kalesi İzmirGerek Ruslar ve gerekse isyancılar büyük kayıplar vererek, ele geçirdikleri bütün kale ve şehirlerden çekildiler. Böylelikle, Mora’da asayiş ve düzeni sağlayan Musinzade Mehmet Paşa, başarılarından ötürü, ‘’Mora Fatihi’’ unvanıyla ödüllendirildi. Rusların Akdeniz’e inmeleri ve Mora isyanı İstanbul’daki Osmanlı yönetimini bir takım tedbirler almaya yöneltti. Donanma güçlendirildi ve 1770 yılının Mayıs ayı başlarında Ege Denizi’ne açıldı.

Çeşme Kalesi İzmirKaptan-ı Derya Hüsamettin Paşa yönetimindeki donanma Mora Yarımadası civarına ulaştı. Benefşe önlerinde Rus donanması ile karşılaştı. İlk karşılaşmada yenilgiye uğrayan Osmanlı Donanması Anapoli’ye çekildi. Kendisini takip eden Rus Donanması ile tekrar savaşan Osmanlı küçük başarılar elde ettiyse de istediği sonuçları alamadı.

Çeşme Kalesi İzmirKoyun adaları önündeki çarpışma da bir gösteriden öte gidemediği gibi, yanlış bir kararla, Osmanlı Donanması Çeşme Limanı’na girdi. Donanmaya göre oldukça küçük olan Çeşme Limanı’nda Osmanlı Donanması manevra yeteneğini kaybetti. Rus Donanması bu fırsatı iyi değerlendirerek, Çeşme Limanı ağzına geldi ve Osmanlı Donanması’nı topa tuttu. Osmanlı Donanması’nın verdiği karşılıklar yeterli olmadığı gibi kendi savaş gemilerine de zarar veriyordu.

Çeşme Kalesi İzmirTop ateşlerinin ortalığı dumana boğduğu ve görüş mesafesinin ortadan kalktığı bir anda, Rus Amirali Kont Aleksey Orlov 4 gemisini limana sokarak Osmanlı Donanması’nı ateşe vermeyi başardı. Böylece 14 kalyon, 6 fırkateyn ve 50 adet değişik gemiden oluşan Osmanlı Donanması’nı tamamen yok etti. 10 000 Osmanlı askerinin kaybına neden olan ve Rus Donanması ile birlikte hareket eden İngiliz Amiralinin planı ile gerçekleşen bu yenilgi Rus Amiraline ‘’Çeşme Fatihi’’ unvanını kazandırdı.

Çeşme Kalesi İzmirÇeşme yenilgisi Osmanlının Akdeniz hükümranlığını yok ettiği gibi Çanakkale Boğazı ve İstanbul’u da savunmasız bir duruma soktu. Çeşme Savaşındaki başarının paylaşım kavgası bir süreliğine Ruslar ile İngilizleri uzak tuttu. Ancak, Venedik Cumhuriyeti’ne bağlı olarak Akdeniz’de dolaşan Venedik donanması 1472 yılında Çeşme limanını ele geçirme girişiminde bulunmuştur.

Çeşme İzmirOsmanlı Sultanı II. Beyazıt döneminde, 1499 yılında Venedik ile başlayan deniz savaşlarında, Adriyatik kıyılarında önemli başarılar elde edilmiştir. Aralıklarla Venedik savaşları 30 yıl devam etmiştir. Bu nedenle de Çeşme liman kentine bir kale yapılması gereği doğmuştur. Sonunda kalenin yapımı için çalışmalar başlamıştır.  Çeşme Kalesi Sultan II. Beyazıt döneminde, 1508 yılında inşa edilmiş. Aydın Valisi Mir Haydar tarafından Mimar Ahmet oğlu Mehmet’e yaptırılmıştır.

Kaynaklar:

1)    tr.wikipedia.org/wiki/Çeşme,_İzmir  

2)    http://www.kulturvarliklari.gov.tr › … › İzmir İli Müzeleri

 

Etiketler: , , , ,

Cennetten Bir Tatil Beldesi Çeşme

.Çeşme İzmir

 

Çeşme İzmirBaşta Pergamon Akropolü olmak üzere, Bergama’nın tarihi ve turistik yerlerini gezdikten sonra,  Anadolu’nun batısında, Ege Denizi içine girmiş bir yarımadanın ucunda bir liman ve yerleşim  birimi olan Çeşme’yi ve ünlü Çeşme Kalesi’ni görmeden İzmir’den ayrılmak olmazdı. İzmir’den yaklaşık 100 kilometre uzaklıkta bulunan ve giderek turizm açısından büyük rağbet gören bu kente kayınbiraderim Ahmet getirdi.

Çeşme İzmirÇeşme, şifalı sıcak suları, olağanüstü sayılabilecek kalitede kumun, güneşin ve berraklığın kucaklaştığı şirin bir tatil beldesidir. Çeşme İzmir’in 94 km. batısında, kendi adını taşıyan yarımadanın en ucunda kurulmuştur. Gemiciler tarafından küçük liman diye adlandırılmıştır. Zamanla çoğalan ve buz gibi suların aktığı çeşmelerinden dolayı da yöreye Çeşme denilmiştir. Çeşme’ye vardığınızda karşınıza çıkacak ilk şey Osmanlı döneminde yapılan ve bugün müze olarak kullanılan Çeşme Kalesi’dir.

Çeşme İzmir Limanda yer alan kale, ticaret ve savaş gemilerini olabilecek saldırılara karşı korumak amacıyla yapılmıştır. Günümüzde Çeşme Arkeoloji Müzesi’ni de barındıran kalede, Erythrai, Alaçatı ve Kalemburnu bölgelerinden çıkarılan eserler sergileniyor. Bu nedenle, önce, Kale ve Marina çevresinde panoramik bir tur attıktan sonra Çeşme Kalesi Müzesi’ni gezdim.

Çeşme İzmir Bir taraftan müzedeki tarihi buluntuları gözden geçirirken, bir taraftan da Çeşme’nin tarihi ile ilgili bilgileri de okumaya çalıştım. Ege Denizi içine girmiş olan, Urla ya da Çeşme Yarımadası olarak anılan bu yarımadanın kuzey-güney doğrultusunda uzanmakta olduğunu öğreniyoruz. Yarımadanın kuzey kısmı Karaburun olarak bilinmektedir.

Çeşme İzmirBatısında ise yaklaşık 15 kilometre uzaklıkta Yunanistan’ın Sakız Adası bulunmaktadır. Sakız Adası’nın coğrafi olarak bu kadar yakın olmasına karşın, beşeri olarak uzakta olduğunu görüyoruz. Neden böyle oluyor sorusunun yanıtı ise bölgenin tarihi geçmişinde yatmaktadır. Urla ya da Çeşme Yarımadası tarihi ile doğrudan bağlantılı olan Çeşme’nin kuruluş tarihi, kesin olmayan bilgilere göre, M.Ö. 5 000 yılına kadar uzanmaktadır.

Çeşme İzmirÇeşme yöresi, M.Ö. 3000’li yıllarda Erythoros komutasındaki kolonistler tarafından keşfedildi ve yerleşim yeri oldu. Erythrai ismini alan yerleşim bölgesi, bugünkü Çeşme’ye27 km. uzaklıkta bir koyda kurulmuştu. Şehir, ilk dönemlerinde krallıkla yönetiliyordu. Cyssus adıyla anılan Çeşme, o dönemde Erythrai’nin en güvenli ve korunaklı limanlarından biriydi. Erythrai, Chios (Sakız) adasıyla birlikte köle ve şarap ticaretinden önemli bir pay alıyordu.

Çeşme İzmirM.Ö. 494’te şehir, Pers’lere karşı yapılan ve yenilgiyle sonuçlanan Lade Deniz Savaşı’na katıldı. Ardından Antik-Delon  Deniz  Birliği’ne üye oldu. M.Ö. 334 yılında Büyük İskender, Erythrai’yi alarak şehre bağımsızlığını verdi. Çeşme ile ilgili otantik bilgiler, M.Ö. 190 yılında Romalıların 3. Antiokhos’un donanmasını bu sularda mağlup etmeleri ile başlar.

Çeşme İzmirBu zafer üzerine Romalıların Anadolu ve Yakın Doğu’nun işgaline, Çeşme Yarımadası’nda başladıkları kabul edilmektedir. Makedonya İmparatorluğu’nun parçalanmasının ardından Bergama Krallığı da, M.Ö. 130 yılında Bergama Kralı Atlalas’ın ölümü ile Roma İmparatorluğu’nun hâkimiyetine geçmiştir. Roma İmparatorluğu’nun M.S. 395 yılında, Doğu ve Batı olmak üzere, ikiye bölünmesiyle Erythrai, Doğu Roma ya da Bizans İmparatorluğu topraklarında kalır. Çeşme ile ilgili otantik bilgiler, M.Ö. 190 yılında Romalıların 3. Antiokhos’un Çeşme İzmirdonanmasını bu sularda mağlup etmeleri ile başlar. Bu zafer üzerine Romalıların Anadolu ve Yakın Doğu’nun işgaline, Çeşme Yarımadası’nda başladıkları kabul edilmektedir. İyon döneminden, Çeşme Yarımadası’nda üç önemli şehir günümüze kadar varlığını korumuştur. Bunlar şimdiki adlarıyla Urla olan Klazomenai, Ildır olan Eritrai ve Seferihisar olan Teos kentleridir.

Çeşme İzmirÇeşme yöresinde Türk Egemenliği, Alparslan’ın 1071 yılında Malazgirt’te Bizans İmparatoru Romenos Diogenes’i mağlup ve esir etmesi ile başlar. Bu zafer ile bütün Anadolu Türk hükümranlığına açılmıştır. Türk’ler zaman kaybetmeden Anadolu’ya yayılmış ve bu arada, Selçuk Komutanı Kutalmışoğlu Çeşme’ye ulaşmıştır. M.S. 1080 yılında Çeşme Yarımadası Türklerin mutlak hâkimiyeti altındadır.

Çeşme İzmirOsmanlı İmparatorluğu’nun bu yöreye hâkimiyetinden önceki dönemde, iki büyük Türk Beyi, Çaka Bey ve Umur Bey, çok önemli faaliyetleri ile bölgeye yeni bir hayat getirmişlerdir. Alparslan’ın komutanlarından Çaka Bey, Ege Denizi’ne açılan İlk Türk komutanıdır. İzmir’de inşa ettirdiği hafif filo ile 1085 yılında Ege adalarına akınlar yapmış ve Bizans deniz hâkimiyetine karşı başarılı deniz savaşları vermiştir.

Çeşme İzmirBu deniz harekâtında Çaka Bey Çeşme’yi üs olarak kullanılmıştır. Bu nedenle, Türklerin Ege Denizi harekâtında Çeşme’nin önemli bir yeri vardır. Ancak bu önem tamamen askeri amaçlı ve stratejiktir.  Bu askeri ve stratejik nedenler, Çeşme’nin bir yerleşim merkezi olarak da gelişmesine yol açmamıştır. Çaka Beyin ölümünden sonraki dönemde Umur Bey, büyük bir ileri görüşle, deniz ticaretini ellerinde tutan Cenevizliler ile anlaşmış.

Çeşme İzmir Cenevizlilerin Sakız Adası’nda yerleşmelerini ve buradan Anadolu ile ticari ilişkilerini devam etmelerini kabul ve himaye etmiştir(1328). Sakız Adası’nın bu suretle Batı’ya açılan bir ticaret merkezi durumuna gelmesi, Çeşme’nin süratle gelişmesinde büyük bir etken olmuştur. Çeşme askeri ve stratejik önemi yanında, ilk kez, ticari bir önem kazanmıştır. Bunun sonucu olarak XIV. Yüzyıl ortalarından itibaren Çeşme’de bir yerleşim merkezi oluşmaya başlamıştır.

Çeşme İzmir14. yüzyıl sonlarında Yıldırım Beyazıt Çeşme’yi işgal ederek Osmanlı İmparatorluğu’na katmıştır. Ankara Savaşı’nda Yıldırım Beyazıt mağlup olup Timur’a esir düşünce, 1402 de Timur’un kuvvetleri İzmir Liman Kalesi’ni zapt etmişlerdir. Bu nedenle deniz harekâtı, tekrar Çeşme’ye kayarak, devam etmiş, İzmir’in düşmesi bir kere daha Çeşme’nin gelişmesine neden olmuştur.   Çeşme’nin Türk Deniz Harp Tarihi’nde büyük bir acı anısı vardır.  1770 yılında, “Çeşme Deniz Savaşı” olarak bilinen olayda, Ege’deki Rus Donanması tarafından yakılmasıyla sonuçlanmış ve sonrasında da kale ve şehir yağmalanmıştır.

 

 

 

 

Etiketler: , , , ,

Bergama Asklepeion Sağlık Merkezi

Bergama Asklepios

Bergama Asklepios Üstü Örtülü Kutsal YolPergamon Asklepeion’u Roma dönemi Antik çağ’ın en önemli tedavi merkezlerinden birisidir. Sağlık tanrısı Asklepieios adına M.Ö 4. yüzyılın ortalarında, kentin oldukça dışında Geyikli Dağı’nın yamaçlarında, kuytu bir vadi içinde, şifa verdiğine inanılan su kaynaklarının bulunduğu düzlükte kurulmuş. Geyikli Dağı’nın yamaçlarındaki bu antik sağlık merkezini ziyaret etmek istiyorum.

Bergama AsklepiosSağlık tanrısı Asklepios adına kurulan bu merkezi çok duymuş ve ilginç bulmuştum. Müze girişinden biletimi aldıktan sonra, Beni Kutsal Tören alanına götürecek olan galerili yola giriyorum. Boyutları 110 mx130 m olan ve üç yandan sütunlu galerilerle çevrelenen Kutsal Tören alanının Pergamon ile bağlantısı Via Tecta denilen üzeri tonozlarla örtülü Kutsal Yol ile sağlanmaktaydı.

Bergama Asklepios  Sütunlu CaddeYaklaşık 1 000 metre uzunluğundaki Kutsal yolun başlangıcı, aşağı kentteki Roma Tiyatrosunun güney kanadında açılan ve halk arasında ‘’Viran Kapı’’ olarak adlandırılan büyük kemerli kapıdan yapılmaktaydı. Hastalar burada Asklepiades olarak adlandırılan rahip hekimlerce karşılanırdı. Hastalar muayene edilir, ölümcül hastalar ve hamileler içeriye alınmazdı.

Bergama Asklepios  Sütunlu CaddeEfsaneye göre bu giriş kapısı üzerinde ‘’Bütün Tanrıların Kutsiyeti için Asklepieion’a Ölüm Girmesi Yasaktır.’’ Yazısı yer almaktaydı. Kutsal Yol, Kutsal Alanını giriş kapısına kadar devam etmekte ve hastaları havanın olumsuz koşullarından korumaktaydı. Günümüzde tonoz örtülü galeri bulunmamakta, yalnızca yolun kendisi ziyaretçilerini karşılamaktadır. Helenistik Çağ’da antik dünyanın en önemli sağlık merkezlerinden biri olan Pergamon Asklepionu, aynı zamanda kutsal suyu ve kutsal olarak kabul edilen alanı nedeni ile dokunulmazlık hakkında sahipti.

Bergama AsklepiosBu nedenle antik dünyanın savaşlardan ve çatışmalardan kaçan insanlarını koruyan bir kutsal sığınma merkeziydi aynı zamanda. Bu sağlık merkezi, Bergama Krallığı’nın Roma’ya devredildiği ve Attolos Hanedanlığı’nın sona erdiği M.Ö. 130 yıllarından başlayarak yaklaşık 200 yıllık bir düşüş dönemi yaşamıştır. Sonrasında ise tekrar başlayan gelişimi ile kutsal alan M.S. 2. yüzyılda antik dünyanın en önemli sağlık, bilim ve entellektüelite merkezi haline gelmiştir.

Bergama Asklepios Kutsal ÇeşmeVia Tecta olarak bilinen Kutsal yolda ilerliyorum. Sağ tarafında yol çeşmesi bulunuyor. Yol boyunca susayan konuklarını şifalı sularıyla rahatlatan bir çeşme olmalı. Biraz daha ilerleyince Sütunlu yolun güney bölümünde saygın bir kişi ya da kahramana/Heroona ait olması muhtemel bir anıt mezara rastlıyorum. M.Ö 27-M.S 14 tarihleri arasında İmparator Augustos zamanında yapıldığı tahmin edilmektedir.

Bergama Asklepios Sütunlu CaddeYolun son bölümü Roma İmparatoru Hadrianus zamanında sütunlu yol olarak düzenlenmişti. Sütunlu yolun her iki tarafında hastaların şifa bulmasına yardımcı olacak her türlü adak ve eşya satılmaktaydı. Kutsal yolun sonunda, basamaklarla inilen Kutsal alanın avlusuna ulaşıyorum. Pergamon ya da Antik Bergama’nın tarihi zenginliklerini gördükçe hayranlığım biraz daha artıyor. Ören yerindeki bilgilendirme levhalarından, Sağlık Tanrısı adına kurulmuş olan  Asklepios’un kuruluş efsanesini okuyorum.

 Asklepios Kutsal Alanı ve Kuruluş Efsanesi

Bergama AsklepiosKuruluş efsanesine göre, saygın bir kişi ve aynı zamanda Pergamon’un ilk Prytan’ı, günümüzdeki adıyla Belediye Başkanı olan Arkhias, Yunanistan’da avlandığı sırada ayağından yaralanır. Tedavisi Yunanistan’ın en ünlü Epidauros Asklepeion’unda yapılır. İyileşen Arkhias, sağlık tanrısına şükranlarını sunmak için, Epidauros Asklepios Kültünün Bergama’da da kurulmasını sağlar.

Bergama Asklepios Sütunlu CaddeAsklepeion’un kurulduğu alanda yapılan kazılarda ele geçen prehistorik buluntular, bu alanın kullanımının M.Ö 4. yüzyıldan daha erkene gittiğini göstermektedir. Ancak bu alanın önem kazanması M.Ö 4. yüzyılda başlar ve Trajan Tapınağı’nı yaptıran Roma İmparatoru Hadrianus zamanında tamamlanır. İyileştirici güce sahip sağlık tanrısı Asklepios’un Kutsal Alanı, M.Ö 4. yüzyıldan itibaren devamlı olarak inşa edilmiştir.

Bergama AsklepiosKutsal alan bu günkü görülen biçimini Roma İmparatoru Hadrian zamanında almıştır. Asklepieion Kutsal Alanının büyük avlusu kuzey, güney ve batı olmak üzere üç yönden galeriler ile çevrilmiştir. Avludan, üç basamakla çıkılan galerilerden kuzey galerisi diğerlerine oranla daha iyi korunmuş durumdadır. Galerinin sütunları restorasyon çalışmalarıyla tekrar ayağa kaldırılmıştır.

?????????????????Güney galeri ise, arazinin eğimli olmasından ötürü, iki nefli ve tonozlu bir bodrum kat ve üzerinde yükselen sütunlu galeri ile iki karlıdır. Batı galerisi, kuzey galerisi gibi İon düzenindedir. Galerinin orta ve iç kısmında yer alan kapıdan, doğu batı istikametinde uzanan ve arkasında mekânların bulunduğu bir diğer galeriye ulaşılmaktadır. Dor düzeninde inşa edilmiş galerinin güney kısmında dikdörtgen şeklinde ve duvarları resimlerle süslü bir exedra vardır.

?????????????????Galeri, II. Eurnenes zamanında, M.Ö 2. yüzyılda Asklepieion Kutsal Alanının batıya doğru genişletilmesi sırasında inşa edilmiştir. Kutsal alanın tamamının kazılmamış olmasına karşılık, galerinin büyük olasılıkla gymnasion ya da hasta ziyaretçilerinin konaklama yerine ait olduğu tahmin edilmektedir. Alanın kuzey batısında 3 500 kişilik bir tiyatro, kuzey doğu köşesinde de İmparatorluk Kültüne adanmış bir kitaplık bulunmaktaydı.

?????????????????Güney doğu köşesinde bulunan büyük kür yapısı Kutsal alandaki kutsal kaynağa bir tünel ile bağlanmıştı. Batıda, Kutsal alanın dışındaki Dor düzenindeki bir sütunlu galeri de Helenistik Devre aittir. Kutsal Alanda eski Asklepios tapınağı, iki küçük tapınak, hastaların kutsal uykuya yattıkları odalar, yıkanmak için çeşitli kür odaları bulunmaktaydı.

?????????????????Batı galerisinin güney ucunda, Roma döneminde inşa edilen tuvaletlerin bulunduğu alanda, büyük bir salon bulunmaktadır. Duvarları ve zemini mermer kaplı bu salon, muhtemelen ziyaretçilerin kabul edildiği bir salondu. Son şeklini alan bu kutsal alanda uygulanan tedavi yöntemleri ve Galenos gibi ünlü hekimleriyle, özellikle Roma döneminde oldukça önem kazanmıştır.

Bergama AsklepiosTıp tarihinin en büyük hekimlerinden biri olan Claudius Galenos M.S 129-130 yılında Bergama’da doğdu. Anatominin, Fizyolojinin, Spor Hekimliğinin ve Eczacılığın babası olan Galenos, deneysel tıbbın kurucusu olarak bilinir. Galenos’un geliştirdiği fizik tedavi yöntemleri hala kullanılmaktadır. Asklepion’ un hekimleri hastalarına burada çamur banyosu yaptırır, bitkilerden elde ettikleri ilaçları kullanır, ayrıca onların spor ve müzikle uğraşmalarını sağlardı. Bu arada rüyalar yorumlanır, telkin yoluyla onların iyileşmeleri sağlanır, gerektiğinde de ameliyat gibi işlemler de yapılırdı. Burada sağlığına kavuşanlar ayrılırken, Asklepios Tapınağı’nı ziyaret ederek maddi olanakları doğrultusunda yardım yaparlardı.

 Zeus Asklepios Tapınağı

?????????????????Tapınak, İmparator Hadrianus zamanında Pergamonlu soylu ve zengin yurttaşı Lucius Rufinus tarafından vakfedilmiştir. Zeus Asklepios Soter’e adanan tapınak, M.S 128-125 yılları arasında tamamlanmıştır. Zeus Asklepios Tapınağı, ‘’Tüm Tanrıların Tapınağı’’ olan Roma’daki Pantheon’u örnek alınarak inşa edilmiştir. Yuvarlak mimarisi ve kubbesi itibariyle tapınak, Pantheon’a benzer özellikler taşımaktaydı.

????????????????? Yuvarlak tapınağın iç çapı 24 metre civarındadır. Tapınak kubbe ile örtülü olup, kubbesinde bir aydınlatma penceresi yer almaktaydı. Tapınağın cephesi şölen alanına, batı yönündeki Kutsal Alana bakmakta olup, girişi de bu yöndeydi. Ön cephesinde dört Korint sütunu ile taşınan ve alınlıklı çatısı olan ön yapı, bu ön yapının bir kademe üst kotunda yine alınlıklı çatısı olan asıl galerisi yer almaktaydı.

Bergama AsklepiosTapınağın ön cephesinde, giriş galerisinin alt kısmında enine tonozlu bir geçit bulunmaktadır. Söz konusu geçit; hem resmi amaçlara hizmet için, hem de arazi eğiminden kaynaklanan kot farkının ortadan kaldırılması için inşa edilmişti. Tapınağın iç duvarlarında sıralı olarak nişler yer almaktaydı. Girişte dikdörtgen bir niş, bu nişin hemen karşısında ise yarım daire şeklinde büyük kült nişi yer alıyordu.

Bergama Asklepios Yanlarda ise ikişer dörtgen ve birer yuvarlak niş dönüşümlü olarak bulunuyordu. Büyük kült nişi haricinde diğer küçük nişlerde kült yontularının olabileceğine dair her hangi bir kalıntıya rastlanmamıştır. Muhtemelen bu nişlerde sunaklar yer almaktaydı. Tapınağın iç dekorasyonu hakkında yeterli bilgi bulunmamakla birlikte, eldeki az sayıdaki bulgulardan taban ve duvarların renkli mermer ile kaplı olduğunu öğrenmekteyiz.

 

 

Etiketler: , , , ,

Bergama Akropolü ve Trajanium/Trajan Tapınağı

Bergama Akropolisi TRAİAN TAPINAĞI

Bergama Akropolisi TRAİAN TAPINAĞIBergama’nın Prehistorik dönemlerden beri bir yerleşme merkezi olduğu bilinmektedir. Bergama, (M.Ö. 283-133) yıllarını kapsayan Helenistik dönemin l50 yılı boyunca en görkemli kültür ve sanat merkezlerinden biri olmuştur. Zeus Sunağı, Athena Tapınağı, Kütüphane, Büyük Saray, Tiyatro, Kent Duvarı bu dönemde inşa edilmiştir. Bergama Akropol’ü Helenistik dönemde sosyal ve kültürel hareketlerin geliştirildiği bir yerdir.

Bergama Akropolisi TRAİAN TAPINAĞIPergamon Kentinin Akropol’ü, yani “kentin yukarı bölümü”, Bakırçayı/Selinos Çayı’nın suladığı ovaya egemen bir tepenin üzerinde yer almaktadır. Büyük bir kale görünümündeki Akropol, son derece dik bir tepe üzerinde kurulmuş. Yaklaşık 300 m. yükseklikteki bu tepeye vida gibi kıvrılarak tırmanan bir yoldan çıkılıyor. Akropole çıkış yolunun başlangıç kısmı oldukça dar ve dik. İki otomobilin yan yana geçmesi bazı bölümlerde zor.

Bergama Akropolisi TRAİAN TAPINAĞIVida gibi dönerek, bir tarafı uçurum olan bu dar yoldan sonra ulaşılan Antik Yukarı Kent ya da Akropolis sizi sanki göğün tavanına ulaştırmış gibi olur. Bütün Bergama, Bergama Ovası ve barajı ayaklarınızın altındadır. Akropolde birçok tapınak bulunmasına karşın, Kentin koruyucusu sayılan akıl ve savaş tanrıçası  Athena  adına yapılan Athena Tapınağı’nın kalıntıları, Akropol’ün en önemli mekânı olarak karşımıza çıkıyor. 

Bergama Akropolisi Büyük Tiyatro Antik Yunan ve Roma’da, tapınaklardan sonra en önemli yapılanmalar tiyatrolar olduğundan, Athena Tapınağı’nın batısındaki dik yamaçta antik bir tiyatro yer almaktadır. Dik bir yamaç üzerine yükselen Bergama Tiyatrosu etkileyici görünümüyle  Helenistik dönemin en güzel mimari  eserlerinden biridir. Akropol’un en yüksek yerinde meraklılarını Trajanium/Trajan Tapınağı karşılamaktadır.

Bergama Akropolisi Traianeum Batı Uç Yapısı Roma İmparatoru Hadrianus tarafından, ölmeden önce kendisini imparator ilan eden önceki imparator Trajan adına 125 yılında yaptırılmış. İmparator Hadrianus, ölen imparator Traianus’un küllerini Roma’ya götürdüğünde,  onun için törenler düzenlemiş, O’nu ve kendini tanrılaştırmış. 125 Yılı civarında Pergamum’a geldiğinde de önceki imparator Trajanium için Akropolde bir tapınak inşa ettirmiş ve bu tapınakta iki imparatora tapınılmasını sağlamış.

Bergama Akropolisi Traianeum Batı Uç YapısıTapınağın içinde bulunan ve şu anda Berlin Müzesi’nde sergilenen kolosal mermer heykellerinin başları bu iki imparatora aittir. Tapınak Akropolün en yüksek noktasına, 68 mX58 m boyutlarında, sonradan düzenlenen bir teras üzerine kurulmuş. Öncelikle seçilen yer, kemer ve tonozlarla düz bir alan/teras haline getirilmiş. Bu sonucu alabilmek için;tapınağın temeli, terasın tam orta yerinde özenle kenetlenmiş kesme blok taşlarla, ana kayaya kadar indirilmiş.

Bergama AkropolisiveTemelin, üç sıra halinde, beşer adet yan yana dizili odalardan oluşturulduğu görülüyor. Odaların üzeri blok taşlardan tonozlar ile örtülmüştür. Tapınağı taşıyan alt yapı, anakaraya oturan ve kule gibi yükselen bağımsız bir kütledir.  Bu odalar, orta çağda sarnıç haline getirilmişler. Aşağıda bulunan giriş açıklıkları taş levhalarla kapatılıp, duvarlar su geçirmez harç ile sıvanıp, suyun alınması için delikler açılmış.

Bergama Akropolisi Traian Kutsal AlanıBu tonozlardan birinde bulunan bir kireç ocağında az da olsa kalıntılar bulunmuş ve bir fikir vermesi açısından yerinde korunarak, yılların verdiği tahribatın daha kolay gözlemlenmesi amaçlanmış. Terasa örülen destek duvarlarının  yüksekliği 23 metre olup, duvarın ortasında yatay bir silme, üst kenarında bir sıra pencere halinde görünen tonozlu kemerler yapılmış. Bu düzenlemeler tapınağa oldukça görkemli bir görünüm kazandırmış.

 

 

 

 

 

Etiketler: , , , , , , , ,

Bergama Akropolü ve Tiyatrosu

Bergama Akropolisi Büyük Tiyatro

Bergama Akropolisi Büyük TiyatroBergama’nın Prehistorik dönemlerden beri bir yerleşme merkezi olduğu bilinmektedir. Bergama, (M.Ö. 283-133) yıllarını kapsayan Helenistik dönemin l50 yılı boyunca en görkemli kültür ve sanat merkezlerinden biri olmuştur. Zeus Sunağı, Athena Tapınağı, Kütüphane, Büyük Saray, Tiyatro, Kent Duvarı bu dönemde inşa edilmiştir.  Bergama Akropol’ü Helenistik dönemde sosyal ve kültürel hareketlerin geliştirildiği bir yerdir.

Bergama Akropolisi TRAİAN TAPINAĞIPergamon Kentinin Akropol’ü yani “kentin yukarı bölümü”, Bakırçayı’nın suladığı ovaya egemen bir tepenin üzerinde yer almaktadır. Akropole giriş aşağı kentteki Eumenes kapısında başlıyor. Büyük bir kale görünümündeki Akropol’ün ana kapısına varmadan solda Heroon’un kalıntıları bulunmaktadır. Bilindiği gibi Heroon, Antik Yunanistan’da bir kahraman ya da yarı tanrı adına yapılmış, çevresi sütunlu bir galeriyle çevrili kutsal yerlerin adıdır.

Bergama AkropolisiHeroon’da, dinsel törenin yapıldığı oda ki kült odası olarak biliniyor, geniş bir ön galerinin arkasındaydı. Heroon’un kuzeyinde Helenistik dönemden kalma bir dizi dükkândan oluşan uzun bir yapı bulunuyordu. Büyük bir kale görünümündeki Akropol, son derece dik bir tepe üzerinde kurulmuş. Yaklaşık 300 m. yükseklikteki bu tepeye vida gibi kıvrılarak tırmanan bir yoldan çıkılıyor.

Bergama Akropolisi Büyük TiyatroEumenes kapısından girişte, ziyaretçilere kolaylık olsun diye bir teleferik kurulmuş. Rehberim ve yol arkadaşım Ahmet, otomobille çıkmayı öneriyor. Böylelikle tüm Bergama’nın panoramik bir görüntüsünü de görme ve fotoğraflama olanağı bulacağımızı söylüyor. Akropole çıkış yolunun başlangıç kısmı oldukça dar ve dik. İki otomobilin yan yana geçmesi bazı bölümlerde zor.

Bergama Akropolisi Büyük TiyatroYine de 15 dakikalık bir zaman aralığında Akropole ulaşıyoruz. Vida gibi dönerek, bir tarafı uçurum olan bu dar yoldan sonra ulaştığımız Antik Yukarı Kent ya da Akropolis beni sanki göğün tavanına ulaştırmış gibi oldu. Bütün Bergama, Bergama Ovası ve barajı ayaklarımızın altındaydı. Pergamon Kentinin Akropol’ü, Bakırçayı’nın suladığı ovaya egemen bir tepenin üzerinde yer alıyor.

Bergama Akropolisi Büyük TiyatroAkropolde birçok tapınak bulunmasına karşın, Kentin koruyucusu sayılan akıl ve savaş tanrıçası Athena adına yapılan Athena Tapınağı, Akropol’ün en önemli mekânı olarak karşımıza çıkıyor.  Antik Yunan ve Roma’da, tapınaklardan sonra en önemli yapılanmalar tiyatrolar olduğundan, Athena Tapınağı’nın batısındaki dik yamaçta antik bir tiyatro yer almaktadır. 

Bergama Akropolisi Büyük TiyatroDik bir yamaç üzerine yükselen Bergama Tiyatrosu etkileyici görünümüyle  Helenistik dönemin en güzel mimari eserlerinden biridir. Tiyatrolar, gerek Anadolu ve gerekse Antik Yunan’da halkın en önemli etkinlik alanları ve biçimiydi. Helenistik Mimari yapılanmasında birinci sırayı tanrı evi olarak tanımladıkları tapınaklar alırken, ikinci sırayı tiyatrolar almaktaydı.

Bergama Akropolisi Büyük TiyatroTapınaklarda tanrılarına sunumlarını yaptıktan sonra, trajedi ve komedilerini de halka sunmaları gerekiyordu. Bu sunumlar için oluşturdukları ilk mekânlar tiyatrolar için bir başlangıç olmuştur. Başlangıçta halk dairesel bir meydanın çevresinde toplanır, meydanın merkezindeki sunucuyu, ilahiler okuyan koroyu ve oyuncuları seyrederlerdi.

Bergama AkropolisiDaha sonraları bu meydanın bir tarafına sahne; onun karşısına da, herkes sahneyi rahat görebilsin diye, yamaç yüzeyler üzerinde yarım daire biçiminde ve basamaklı olarak yükselen oturma yerleri yapılmıştır.  Romalılar bu planı biraz daha geliştirip, tiyatro alanını ve seyirci sayısını en az iki katı olacak şekilde büyütmüşlerdir. Ayrıca, oturma sıralarını yapmak için yamaç yerler aramak yerine, istedikleri yerde aynı koşullar sağlayacak şekilde inşa edebilmişlerdir.

Bergama Akropolisi Büyük TiyatroAspendos ve benzeri tiyatrolar bu düşünüşün uygulamalarıdır. Bergama Akropolü’nde, Athena Tapınağı’nın batısındaki dik yamaçta, yaklaşık 10 bin kişilik bir tiyatro yer alır. Helenistik dönemde yapılan tiyatronun uçuruma bakan ön tarafı setlerle sağlamlaştırılmıştı. Tiyatronun ahşap bir sahnesi vardı ve bu sahne sökülüp takılabilecek biçimde yapılmıştı.

Bergama Akropolisi Büyük TiyatroTiyatro, arazinin doğal yapısı dikkate alınarak, dik bir yamaç üzerine kurulmuştur. Erken dönemde inşa edilmiş olan tiyatronun bu günkü hali, Roma İmparatoru Hadrianus zamanında gerçekleştirilmiştir. Türkiye’nin en çok oturma yerine sahip antik tiyatrosudur. Batıya bakan tiyatro üç kademeli olarak inşa edilmiş. Genişliği 3 ayak 10 parmak olan iki orta yol, bu üç kademeyi birbirinden ayırır.

Bergama Akropolisi Büyük TiyatroTiyatronun birinci kademesinde 25, ikinci kademesinde 33 ve üçüncü kademesinde de 22 oturma sırası bulunmaktadır. Toplam 80 oturma sırasının bulunduğu tiyatro, doğal arazi şartları gereği ince, uzun ve dik olarak inşa edilmiştir. Uzaktan kuş bakışı bakıldığında bir yelpazeyi andırmaktadır. Gerek mekânın yüksekliği, gerekse doğal arazi koşulları gereği eğimi nedeniyle Bergama Akropolü ve tiyatrosunun görülmesi gereken yerler listenizde yer almalıdır diye düşünüyorum.

 

 

Etiketler: , , , ,

Bergama-Pergamon Akropolü

Bergama Akropolisi Büyük Tiyatro

??????????????????Pergamon Kentinin Akropol’ü yani “kentin yukarı bölümü”, Bakırçayı’nın suladığı ovaya egemen bir tepenin üzerinde yer almaktadır. Akropole giriş aşağı kentteki Eumenes kapısında başlıyor.Büyük bir kale görünümündeki Akropol’ün ana kapısına varmadan solda Heroon’un kalıntıları bulunmaktadır. Bilindiği gibi Heroon, Antik Yunanistan’da bir kahraman ya da yarı tanrı adına yapılmış, çevresi sütunlu bir galeriyle çevrili kutsal yerlerin adıdır.

Bergama AkropolisiHeroon’da, dinsel törenin yapıldığı oda ki kült odası olarak biliniyor, geniş bir ön galerinin arkasındaydı. Heroon’un kuzeyinde Helenistik dönemden kalma bir dizi dükkândan oluşan uzun bir yapı bulunuyordu. Büyük bir kale görünümündeki Akropol, son derece dik bir tepe üzerinde kurulmuş. Yaklaşık 300 m. yükseklikteki bu tepeye vida gibi kıvrılarak tırmanan bir yoldan çıkılıyor.

Bergama AkropolisiEumenes kapısından girişte, ziyaretçilere kolaylık olsun diye bir teleferik kurulmuş. Rehberim ve yol arkadaşım Ahmet, otomobille çıkmayı öneriyor. Böylelikle tüm Bergama’nın panoramik bir görüntüsünü de görme ve fotoğraflama olanağı bulacağımızı söylüyor. Akropole çıkış yolunun başlangıç kısmı oldukça dar ve dik. İki otomobilin yan yana geçmesi bazı bölümlerde zor.

Bergama Akropolisi Büyük TiyatroYine de 15 dakikalık bir zaman aralığında Akropole ulaşıyoruz. Vida gibi dönerek, bir tarafı uçurum olan bu dar yoldan sonra ulaştığımız Antik Yukarı Kent ya da Akropolis beni sanki göğün tavanına ulaştırmış gibi oldu. Bütün Bergama, Bergama Ovası ve barajı ayaklarımızın altındaydı. Pergamon Kentinin Akropol’ü, Bakırçayı’nın suladığı ovaya egemen bir tepenin üzerinde yer alıyor.

Bergama Akropolisi Athena Kutsal MahalliAkropolde birçok tapınak bulunmasına karşın, Kentin koruyucusu sayılan akıl ve savaş tanrıçası Athena adına yapılan Athena Tapınağı, Akropol’ün en önemli mekânı olarak karşımıza çıkıyor.  Büyük Tiyatro terasının üzerinde bulunan bu tapınak, Dor düzeninde yapılmış. 130 yıl önce bu bölgede kazılara başlayan Alman arkeologlar, kazılarda buldukları Athena Tapınağı’nın birçok parçasını Berlin’e götürerek, aslına uygun biçimde, orada yeniden inşa etmişlerdir. Pergamon’da ise yalnızca temelleri kalmıştır.

Bergama Akropolisi Athena Kutsal MahalliHelenistik dönem tarihçilerine göre, Athena Tapınağı’nın kuzeyinde dört salonlu bir kütüphane bulunuyordu. Burası Helenistik dönemin en büyük kitaplıklarından biri olup, 200 bin kitap bulunmaktaydı. Roma İmparatoru Sezar’ın M.Ö 44 yılında ölmesi üzerine yerine geçen Marcus Antonius, M.Ö 41 yılında kitapların tümünü Kilikya’nın Başkenti Tarsus’a taşıtarak, Mısır Kraliçesi ve sevgilisi Kleopatra’ya armağan etmiştir. Bergama için büyük kayıp olan eserler, Tarsus’un kazanç hanesine yazılmış ve gelişmesine büyük katkı sağlamıştır.

Bergama Akropolisi Büyük TiyatroAthena Tapınağı’nın güneyindeki bir terasta Helenistik dönemi mimarisinin en güzel örneği olan Zeus Sunağı yer alıyordu. Zeus Sunağı da Berlin’e götürülmüş ve onarılarak oradaki Pergamon Müzesi’ne koyulmuştur. Sunağın Pergamon’da yalnızca temelleri kalmıştır. Zeus Sunağı’nın güneyinde Yukarı Agora bulunur. Agora, güney ve kuzeydoğudan Dor düzeninde sütunlu galerilerle çevriliydi.

Bergama Akropolisi Agora’da toplanan halk, siyaset ve ticaretle ilgili konuları yönetimle görüşüp konuşuyordu. Agora’nın kuzeybatısında Agora Tapınağı bulunuyordu. Akropol’ün en yüksek yerinde Pergamon krallarının sarayları yükseliyordu. Günümüze bu sarayların yalnızca zemini ve temelleri ulaşmıştır. Sade görünümlü bu yapılarda odalar sütunlu bir avlu çevresine sıralanıyordu.

Bergama Akropolisi Büyük TiyatroAthena Tapınağı’nın batısındaki dik yamaçta, yaklaşık 10 bin kişilik Büyük Tiyatro yer alır. Helenistik dönemde yapılan tiyatronun uçuruma bakan ön tarafı setlerle sağlamlaştırılmıştı. Dönemin tarihçilerine göre, tiyatronun ahşap bir sahnesi vardı ve bu sahne sökülüp takılabilecek biçimde yapılmıştı. Akropol’ün bir başka tapınağı olan Dionysos Tapınağı, tiyatro terasının kuzeyindeydi.

Bergama Akropolisi Büyük Tiyatro25 basamakla çıkılan bir podyum üzerinde bulunan tapınağın yalnız ön yüzünde sütunlar vardı. Akropolün en yüksek tepesinde Trajanium/Trajan tapınağı bulunmaktadır. Roma İmparatoru Hadrianus tarafından, ölmeden önce kendisini imparator ilan eden önceki imparator Trajan adına 125 yılında yaptırılmış. İmparator Hadrianus, ölen imparator Traianus’un küllerini Roma’ya götürdüğünde,  onun için törenler düzenlemiş ve onu tanrılaştırmış.

Bergama Akropolisi TRAİAN TAPINAĞI125 Yılı civarında Bergama/Pergamum’a geldiğinde de önceki imparator için burada bir tapınak inşa ettirmiş ve bu tapınakta iki imparatora tapınılmasını sağlamış. Tapınağın içinde bulunan ve şu anda Berlin Müzesi’nde sergilenen kolosal mermer heykellerinin başları bu iki imparatora aittir. Tapınak Akropolün en yüksek noktasına, 68 mX58 m boyutlarında bir teras üzerine kurulmuş.

Bergama Akropolisi TRAİAN TAPINAĞIÖncelikle, seçilen yer, kemer ve tonozlarla düz bir alan haline getirilmiş. Bu sonucu alabilmek için;tapınağın temeli, kesme blok taşlarla ana kayaya kadar indirilmiş. Üç sıra halinde, beşer adet yan yana dizili odalardan oluşturulduğu görülüyor. Bu odalar, orta çağda sarnıç haline getirilmişler. Aşağıda bulunan giriş açıklıkları taş levhalarla kapatılıp, duvarlar su geçirmez harç ile sıvanıp, suyun alınması için delikler açılmış.

Bergama Akropolisi Traian Kutsal AlanıBu tonozlardan birinde bulunan bir kireç ocağında az da olsa kalıntılar bulunmuş ve bir fikir vermesi açısından yerinde korunarak, yılların verdiği tahribatın daha kolay gözlemlenmesi amaçlanmış. Terasa örülen destek duvarlarının  yüksekliği 23 metre olup, duvarın ortasında yatay bir silme, üst kenarında bir sıra pencere halinde görünen tonozlu kemerler yapılmış.

Bu düzenlemelerin tapınağa oldukça görkemli bir görünüm kazandırmış olduğunu görüyoruz.

Kaynaklar:

1)     tr.wikipedia.org/wiki/Pergamon

2)     http://www.muze.gov.tr/akropol

 

Etiketler: , , , , , ,

 
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 268 takipçiye katılın